Hasan Bülent Kahraman: Siyaset üretmeden siyaset yapacağını sanan ülke de parti de yokluğa mahkum

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Son dönemde CHP etrafında yaşanan tartışmaların bin türlü toplumsal sakıncası var ama hepsinden daha önemlisi yurttaşla siyaset arasındaki güven ilişkisini zedelemesidir. Siyasete güvenmeyen bir toplum siyaset yapamaz, siyaset yapmayınca da hiçbir şey yapamaz. Söylediklerim bir retorik değildir, örneklerini başta verdiğim somut toplumsal bir olgudur.

Bugün CHP ikiye bölündü ve bizzat CHP yöneticilerinin ifadesiyle o partide iki başlılık oluştu. Parti içinde de şimdi iktidar ve muhalefet var. Ve yine kimse kusura bakmasın, hukuk bağlamında parti içi iktidar olan kesimin karşısında yer alanlar o partinin iç muhalefetidir.

Eğer o iç muhalefet, muhalefet etmeyi bırakıp, kendisini iktidar konumuna oturtursa alacağı fazla bir yol yoktur. Sağlam yani ideolojik, sağlam yani siyasal, sağlam yani toplumsal bir siyaset üreterek o muhalefetin kendi meselesini artık tabanıyla paylaşması gerekir.

Bu tavrın somutlaşması yeni bir partiyse gidip yeni partiyi kurar ve politika yapar. Diğer partinin adı isterse CHP olsun, isterse o CHP tarihsel bir parti olsun anlam ifade etmez. O parti kendi kendisini tüketmiş demektir, hem de tarihsel planda tüketmiş demektir. Yok, eğer CHP içi muhalefet söz konusu tarihselliğin peşinde gidiyorsa zaten bitmiştir ve bir tiyatro oyununu siyaset zannediyor demektir.

Yani, siyaset üretmeden siyaset yapacağını sanan ülke de parti de yokluğa mahkumdur.

Hasan Bülent Kahraman’ın yazısı