2026 yılına girilirken ekonomi programında yıl sonu enflasyon hedefi yüzde 16 olarak öngörülmüştü. Buna göre ücret politikaları oluşturuldu.
Ancak daha yılın ilk beş ayında gerçekleşen enflasyon yüzde 16,60’a ulaşmış durumda. Başka bir ifadeyle yılsonu için öngörülen enflasyon hedefi, yılın ilk beş ayında aşılmış bulunuyor. Yılsonuna doğru enflasyonun yüzde 30’lara yaklaşması halinde ücret artışları ile gerçekleşen enflasyon arasındaki fark daha da açılacak.
Bu durumda yıl başında yapılan ücret artışlarının önemli bölümü yıl tamamlanmadan erimiş olacak. Dolayısıyla bugün tartışılması gereken konu yalnızca ücretlere zam yapılıp yapılmayacağı değildir. Asıl tartışılması gereken konu, çalışanların satın alma gücünün nasıl korunacağıdır.
Temmuz ayında asgari ücrete ara zam yapılması ihtimali bugün için düşük görünmektedir. Ancak rakamlar, gerçekleşen enflasyon, açlık sınırındaki yükseliş, ücretlerdeki reel kayıplar ve vergi dilimlerinin çalışanlar üzerindeki etkisi birlikte değerlendirildiğinde, ücretlilerin gelirlerinde bir düzenleme yapılmasının ekonomik bir tercih olmaktan çok bir gereklilik haline geldiği görülmektedir.
Çünkü ücretler beklerken hayat beklemiyor.
Enflasyon durmuyor, fiyatlar durmuyor, açlık sınırı durmuyor.
Duran tek şey ücretler oluyor.