Özgür Erdursun: Asıl tartışılması gereken ko­nu, çalışanların satın alma gücü­nün nasıl korunacağıdır

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

2026 yılına girilirken ekonomi programında yıl sonu enflasyon hedefi yüzde 16 olarak öngörül­müştü. Buna göre ücret politikala­rı oluşturuldu.

Ancak daha yılın ilk beş ayın­da gerçekleşen enflasyon yüzde 16,60’a ulaşmış durumda. Başka bir ifadeyle yılsonu için öngörü­len enflasyon hedefi, yılın ilk beş ayında aşılmış bulunuyor. Yılso­nuna doğru enflasyonun yüzde 30’lara yaklaşması halinde ücret artışları ile gerçekleşen enflasyon arasındaki fark daha da açılacak.

Bu durumda yıl başında yapılan ücret artışlarının önemli bölümü yıl tamamlanmadan erimiş ola­cak. Dolayısıyla bugün tartışılma­sı gereken konu yalnızca ücretlere zam yapılıp yapılmayacağı değil­dir. Asıl tartışılması gereken ko­nu, çalışanların satın alma gücü­nün nasıl korunacağıdır.

Temmuz ayında asgari ücre­te ara zam yapılması ihtimali bu­gün için düşük görünmektedir. Ancak rakamlar, gerçekleşen enf­lasyon, açlık sınırındaki yükseliş, ücretlerdeki reel kayıplar ve ver­gi dilimlerinin çalışanlar üzerin­deki etkisi birlikte değerlendiril­diğinde, ücretlilerin gelirlerinde bir düzenleme yapılmasının eko­nomik bir tercih olmaktan çok bir gereklilik haline geldiği görül­mektedir.

Çünkü ücretler beklerken hayat beklemiyor.

Enflasyon durmuyor, fiyatlar durmuyor, açlık sınırı durmuyor.

Duran tek şey ücretler oluyor.

Özgür Erdursun’un yazısı