Türkiye’de ekonomi yönetiminin yeni denemesi; “Enflasyonla mücadele etmek için fiyatları değil, insanları kısmak gerekiyor!”
Sen market rafına dokunma… Kiraya dokunma… Akaryakıta dokunma… Vergiye dokunma… İsrafa dokunma… Kamudaki şatafata hiç dokunma…
Sıra asgari ücretliye gelince, orada devlet bir anda İsviçre saatine dönüşüyor valla… Dakik… Sert… Disiplinli… Tavizsiz… Kulak arkası dahil hiç acıma!
Son anda bir değişiklik olmazsa ki olmaz galiba… Temmuz ayında asgari ücrete ara zam yok!
Ne güzel değil mi? Enflasyonun suçlusu nihayet bulundu. Meğer fiyatları artıran şey elektrik, doğalgaz, akaryakıt, kira, vergi, kur, gıda, tarım maliyeti, plansızlık, ithalata bağımlılık falan değilmiş yahu!
Meğer memleketi yakan, sabahın köründe servise binip fabrikaya giden adamın üç kuruş maaşıymış! Ekonomi yönetiminin mantığı bu…
Asgari ücret artarsa enflasyon artar da… Peki akaryakıt artınca ne olur? KDV artınca ne olur? ÖTV güncellenince ne olur? Kira uçunca ne olur?
Cevabı bizzat AKP kurmayı verdi; “Piyasa şartları…” Hemen arkasından soru geldi; “Asgari ücretlinin maaşı ne olacak?” Durdu, düşündü, “Enflasyonist baskı yapar!” deyip gitti. Vallahi bravo kendisine… Nobel vermezlerse ayıp ederler bu görüşe…