Gözde Bedeloğlu: İstanbul'a hiçbir zaman gözleri gibi bakmadılar

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

29 Mayıs, İstanbul’un fethinin 573. yıl dönümüydü. Haliç’teki törende yine bildik cümleler kuruldu. AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan kürsüye çıktı ve “İstanbul’un geleceğini karartmak isteyenlere meydanı bırakmayacağız” dedi. Fatih’in emanetine “gözleri gibi” bakmaya devam edeceklerini, Ayasofya’nın kapısındaki zincirleri nasıl parçaladılarsa öyle yeni zaferlere imza atacaklarını “müjdeledi.”

İşin gerçeği ise kürsüdeki o hamasi nutukların çok uzağında; bu şehrin sokaklarında, silüetinde ve tahrip edilen tarihinde apaçık duruyor! İddia ettikleri gibi İstanbul’a hiçbir zaman gözleri gibi bakmadılar.

On üç yıl önce bu günlerde, Erdoğan Gezi Parkı’nın yerine Topçu Kışlası ve AVM yapılacağını duyurduğunda, bu ülkenin insanları “Dur” dedi. Kentin geriye kalan sayılı yeşil alanlarından biri olmasının yanında AKP hükümetinin yarattığı o boğucu, huzursuz ve baskıcı siyasi iklime karşı da toplumda hatrı sayılır bir öfke birikmişti. Gezi, bir yandan kent suçuna karşı direniş diğer yandan oldukça gürültülü bir demokrasi ve özgürlük savunmasıydı.

Bugün o park yerinde duruyorsa, ranta ve iktidar dayatmasına karşı çıkan milyonların ortak iradesi sayesindedir. Ama ne acıdır ki, yasaları ve kenti savunanlar bugün hâlâ demir parmaklıklar arkasında.

Osman Kavala, Can Atalay, Tayfun Kahraman, Çiğdem Mater ve Mine Özerden, tamamen siyasi bir intikam davasının tutsakları olarak içerideler. Şehir hız kesmeden yeni rant projelerine teslim edilirken, kamusal alanı ve hukuku savunanlar cezalandırılmaya devam ediyor.

Gözde Bedeloğlu’nun yazısı