Gazeteci Ercüment Akdeniz’in “Kardeşim Boro” isimli kitabı, kardeşi özelinde ülkemizdeki iç göçten yurt dışına uzanan göçmen olgusunu inceliyor. Akdeniz’in Silivri Cezaevi’nde kaleme aldığı bu yaşanmış öykü, göçmen işçilerin sınıf mücadelesindeki yerine de işaret ediyor…
“Kardeşim Boro”, bir insan hikayesi olarak duygu yüklü, çaresizliği ve yokluğu yaşamakla birlikte mücadele azmini de ortaya koyan, birey üzerinden arka plandaki sınıfsal süreci anlatan, filmi yapılabilecek hüzünlü bir öykü…
Ercüment, Silivri Cezaevi’ne girdiğinde, kibrit kutularına benzeyen koğuşların birinde, havalandırmada demir parmaklara uğrayan kuşlar ve mahpusların arasında 28 yıllık bir özlemle kardeşinin hikayesini yazmaya başlar.
Kardeşi Boro’nun asıl adı Erduran, 1 Mayıs 1975 doğumlu. Akdeniz ailesinin 5 çocuğu var. Ailede çocuk isimleri kısaltılarak ve sonuna da “o” takısı konarak bir lakaba dönüştürülüyormuş. Ercüment’e “Erco”, Erduran’a da “Boro” lakabını takmışlar.
Baba Hüseyin Akdeniz, duvar ustası. Yoksul bir aile, Varto, Malatya derken İskenderun’da ikamet ediyor. Boro, orada doğuyor. Hüseyin usta, aileyi geçindirmek için 1979’da Suudi Arabistan yolcusu oluyor. 50 derecedeki çöl sıcağında bina inşaatında çalışıp ailesine para gönderiyor.