Hani ne diyoruz: Siyasi partiler, demokrasimizin vazgeçilmez unsurlarıdır.
İyi, hoş da Türkiye’de maalesef siyasi parti yok. Sadece siyasi liderler var. Sonra liderlerin başında bulunduğu ve adına parti dediğimiz yapılar var. Bunlar son derece pederşahi oluşumlar.
Bazen kadın genel başkanlar da gelir, o zaman da esasta bir değişiklik olmaz, sadece pederşahi yerine maderşahi olunur. Her hâl ve kârda lider ne derse o olur. Milletvekili adaylarından tabandaki teşkilatlara kadar bütün organları lider tayin eder.
Dikkatinden kaçmışsa, il, ilçe, her neyse, beğenmediği parti organını fesheder ve yenisini kurar. Genel kongre delegelerini de lider seçer. Sonra o seçtiği delegeler dönüp genel kurulda onu seçer. Biz de buna demokrasinin vazgeçilmez unsuru parti deriz.
Bizim partilerimiz liderlerinin adıyla anılır. Erdoğan’ın partisi, Bahçeli’nin partisi… Eskiden de öyleydi. Erbakan’ın partisi, Özal’ın partisi, Demirel’in partisi vardı. Lider hakkın rahmetine kavuşunca da parti sıklıkla onunla birlikte yok olup giderdi.
Öyle anlaşılıyor ki asıl mesele Cumhuriyet Halk Partisi değil. Asıl mesele partinin Kılıçdaroğlu’nun partisi mi yoksa Özgür Özel’in partisi mi olacağı. Yüz yıllık geçmişin pek de o kadar değerli olmadığı, ilkeleri etrafında birleşilecek bir parti bulunmadığı anlaşılıyor.
İlkeler değil, kimin liderlik yapacağı önemli olan. Bizde parti yok, bizde lider var.