Merkezinde CHP sorununun bulunduğu bu sorun ülkenin demokrasi ve özgürlük mücadelesinin taşıyıcısı haline gelmiştir. Saray’ın mutlak bir egemenlik peşinde koşma, açıkça bir diktatörlük kurma adımları geri püskürtülmeden, demokrasi ve özgürlükleri egemen kılacak bir mücadeleye girişmeden ve bunu başarıya ulaştırmadan ülkeyi demokratikleştirmek olanaklı değildir.
Ülkeyi demokratikleştirmek isteyen, özgürlükleri kazanmak isteyen tüm kesimler birlikte hareket etmek, halka güven vermek zorundadırlar. Bu birlik zaman zaman eylemler içinde gerçekleştirilmektedir. Saray’ın ve çevresinde toplanmış güçlerin bundan büyük bir rahatsızlık duydukları görülmektedir. Onlar bu birliğin oluşmasını engellemek, onun istikrarlı hale gelmesini önlemek için her yolu deneyeceklerdir.
Şimdi ikisi mutlakçı, biri narkozcu kol kola vermiş üç kafadar ülkeyi daha karanlık bir geleceğe doğru sürüklemeye çalışmaktadır. Ama halk bunun nasıl engellenebileceğinin yolunu göstermiştir. Üstelik bunu tüm gücünü henüz harekete geçirmediği koşullarda yapmıştır. Binlerin, on binlerin, yüz binler ve milyonlar halinde harekete geçmesi durumunda bunu engelleyebilecek hiçbir güç yoktur.
Birleşik ve genel bir mücadelenin zorunluluğu daha fazla kendini dayatmaktadır. Bu halk artık kendilerini pasif destekçi muamelesi yapan “çivi, nal, at, bir yiğit” hikayelerini bir daha duymak istemiyor. Halk kendi gücünün farkına varıyor ve bu güç tüm potansiyeli ile harekete geçtiğinde gerçek mutlak butlan kararı cehennem zebaniliğine soyunmuş bu üç kafadarın yüzüne karşı okunacak. Bundan kurtuluş yok.