İbrahim Kiras: Devlet herhangi birinin kendi başına yönetebileceği bir aygıt mı?

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Aslında AK Parti’nin bugün de kredisini kullanmaya devam ettiği “olumlu işler” parlamenter sistem içinde gerçekleşti.

Buradaki asıl ilginç nokta AK Parti’nin bürokratik vesayetten şikâyet ettiği -yani gerçek anlamda iktidarda olup olmadığının bile tartışıldığı- zamanlarda “başarılı icraat” yapabilirken, daha sonra devletin bütün kurumlarına hükmettiği ve bu arada yargıyı, medyayı, sermayeyi de kontrol altında tuttuğu günlerde kötü yönetimin “kitabını yazması”.

Bu şaşırtıcı çelişkinin açıklaması basit: Devletin yönetilmesi için kurallara, kurumlara, kurumsal tecrübeye, ehliyet ve liyakat temelinde oluşturulan kadrolara, istişare kültürüne, yargı kurumunun bağımsızlığına vs. vs. ihtiyaç var.

Bütün bunların değerini ve anlamını bilmek için de bir parça tarih bilgisine… Çünkü tarih bilgisi olmayınca kimi insanlar devletin -masallardaki veya efsanelerdeki gibi- padişahın ağzından çıkan bir fermanla yönetilebileceğini düşünebiliyorlar.

Devlet her hangi birinin kendi başına yönetebileceği bir aygıt mı? Yönetse yönetse ne kadar yönetebilir, nereye kadar yönetebilir?

Günümüz itibariyle kurumların tecrübe birikimi, anayasanın sınırları, yargının ve parlamentonun denetimi, sivil toplumun görüşü, basının eleştirisi vs. olmadan devlet yönetilebilir mi?

İbrahim Kiras’ın yazısı