Anormal olan, Kılıçdaroğlu’nun bu fırsatı, yürütmenin kontrolünde ve kararlarının siyasal olduğuna sadece CHP tabanının değil, ama onu aşan halkın geniş kesimlerinin inandığı -üstelik yetkisi olmadığı halde- hüküm kesen bir mahkeme kararına dayanarak bulduğunu sanmasıdır.
Bir diğer anormallik, başkanlığa, parti genel merkezini tahrip ettirerek dönmekte sakınca görmeyişidir. Bir diğeri, “havuz” medyası ve açıkça AKP tarafından desteklenmesidir.
Tamam, hazımsızlıktır ve hırstır, hırstan gözün kararmasıdır; bu da kabul edilemez olsa bile anlaşılırdır. Yine de hiçbir koltuk düşkünlüğü ve hırs çılgınlığı parti üye ve kitlesiyle bunca zıtlaşıp karşı karşıya gelmenin göze alınmasını açıklamaya yetmez.
Temel bir neden eski genel başkanın devletçiliği, devleti her şeyin üstünde saymasıdır. Devlet bugün Saray rejimiyle özdeşleştiğinden Saray ve “Saray hukuku”nun yüceliği, gözü kara hırsın asıl yönlendiricisi olmalıdır.
Ek nedenler arasında, etrafını oluşturan “çekirdek”in ihale, koltuk vb. türünden maddi kazanç hırslarının bulunması fazlasıyla normaldir. Ancak yine de hiçbiri bunca gözü karalığı açıklamaz.
Kılıçdaroğlu bu girdiği yolda nereye varabileceğini ummaktadır -bu sorunun yanıtı yoktur! Anaokulu öğrencileri bile “hainlik”le damgalanmak dahi göze alınarak yürünen bu yolun siyasal intihardan başka çıkışının olmadığını ayırt edebilir.