Ama tarihimizdeki en görkemli, neşeli, mizahi, insani, akıllı eylem Gezi’dir. Katılım yönünden de öncekileri kat kat aşar -ki, boşuna Celali hatırlanmamıştır-. Ben ve çok sayıda insan buna devrim demiştik. Evet örgütsüzdü, egemen sınıflar yıkılmamıştı, siyasal düzen de değişmemişti ama bu o güne kadar boğulmuş zihinleri uyandıran, siyasal İslamcı karanlığa karşı apaçık bir itirazdı.
Herhalde bu bahiste son örnek 19 Mart sonrası meydana gelen gösterilerdir. İmamoğlu ve arkadaşlarının tutuklanmasına karşı, başta İstanbul olmak üzere milyonların çeşitli şehirlerdeki protestolarıdır. Özgür Özel’e göre, eylemlerin sonucu, “İstanbul Büyükşehir Belediyesine kayyum atanmaması”dır.
Ancak bu eylem dalgası CHP tarafından -kısa sürede- söndürülmüştür. Hem de bizzat İmamoğlu’nun kararıyla. Önce “mitingler yapma” kararı alınmıştır -Bu aslında Erdoğan’ın izin verdiği yerde, saatte ve sürede, “kumda oynama” idi-. Sonra zamanla eylemler sönümlendirilmiştir. İnanılmazdır.
15-16 Haziran’dan Gezi’ye, Gezi’den 19 Mart’a, oradan 24 Mayıs’a, tüm yaşadıklarımız bize ne söylüyor? Kitle eylemleri, hak ve özgürlüklerin en önemli sigortasıdır. “Kitleleri uyutma”nın sonuçları ise -kısa sürede ve acıyla- görülmüştür: CHP liderliğine kayyum ve genel merkezin işgali, rahatça hayata geçirilmiştir.