CHP’de olanları sadece Kılıçdaroğlu’nun koltuk sevdasıyla, Erdoğan’ın yeniden seçilme kaygısıyla açıklamak yetersiz kalacaktır. Bunlar kesinlikle doğrudur, bir projeyi uygun kişileri, uygun kurumları kullanarak uygularsınız. Ancak mesele onlardan ibaret olsaydı, onların arkasında daha büyük bir yapı, daha büyük bir güç olmasaydı bulundukları yere gelemezlerdi.
Erdoğan, AKP’yi devlet partisine dönüştürerek, Kılıçdaroğlu ise devlet partisi olmaktan çıkmaya, halkın partisi olmaya çabalayan CHP’yi, kendi tabiriyle kuruluş kodlarına, yani 1930’ların CHP’sine geri götürerek “başardılar!”
Bugünkü amaç; ama erken ama zamanında, seçimlere göstermelik bir muhalefetle, becerebilirlerse Kürt muhalefetini yedeklerine alarak -ki ben Kürt hareketine güveniyorum, bunu başaramayacaklarını düşünüyorum-, ana muhalefet partisini ise yok ederek gitmek. Böylece artık otoriter olmaktan totaliter olmaya doğru giden rejimi pekiştirmek.
Büyük ve derin projeyi başarısızlığa uğratmanın, müesses nizamı da sarsmanın tek yolu kitleleri seferber etmek, “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz” sloganını gerçek anlamına kavuşturmak.