İktidarın hedefi, CHP’yi birinin yönetmesi değil, CHP’nin yönetilememesi. Genel merkezine dün polis sokarak, koridorlarını gaza boğarak, CHP’yi bugünden sonra siyaset yapan; kendi programıyla, bayrağıyla, söylemiyle topluma söz söyleyen bir organ olmaktan çıkardı. Uzun süre boyunca tabanıyla tepesi arasında sürecek bir nifak havuzunun içine itti.
Erdoğan, kendisine meydan okuyan ilk cumhurbaşkanı adayını 19 Mart operasyonuyla tasfiye etti. Butlan kararının görünmeyen bir sonucunu belki de önümüzdeki günlerde hissedeceğiz. Zira butlan darbesi genel merkeze vurulmuş gibi görünse de yaratacağı sonuçlar en çok Mansur Yavaş’ın Cumhurbaşkanlığı adaylığına hasar verecek.
CHP’de yönetim değişti, operasyon olmaz yanılgısında olanlar var. Aksine… CHP’deki tasfiye süreci kendisini yeni operasyonlarla devam ettirecek. Geçen cuma günü yargıdan özellikle sızdırılan gizli tanık ifadesi nereye yöneleceğini de gösteriyor.
Yargının ilk hamleleri İmamoğlu’nun etki alanını hedef alıyordu. İkinci aşaması, Özel’in periferisindeki isimleri hedefliyor. Cumartesi sabahı delegelere yapılan gözaltı ve tutuklamalarla başlayan hamle, öyle anlaşılıyor ki İzmir’e doğru uzanan operasyonlarla sürecek.