Tüm sınırlılıklarına rağmen, altın, dünya parası işlevlerini kerte kerte doların elinden almaya başlıyor.
‘Altının ateşi’ denilen bu hummalı altın talebi, altını son 25 yılda 17 kattan fazla değerlendirmiş durumda. Altının ateşi, bağrında emperyalizmin krizini taşıyor. Altına yönelik talep milliyetsiz bir dünya parasına ihtiyacı ortaya koyuyorsa da emperyalizmin gerçekliği bu ihtiyacı bastırıyor.
Altın, doların işlevlerini kısmen de olsa üstlenen bir konuma yerleşmiş görünüyor. Ancak, elden ele dolaşırken yıpranıp değer yitirmesi, saklanmasının zor ve masraflı oluşu, üretiminin zor ve kıt oluşu, yani arzının her zaman talepten az oluşu altının dünya parası işlevlerini üslenmesine engeller koyuyor.
Küresel mali sermaye ise, doların istikrarsızlığı döneminde, bu engelleri suni yoldan aşabilmek için, türev araçlar, altın fonları, altın mevduatı gibi yöntemler geliştiriyor.
Altının laneti. Doların yükselişi nasıl ki dünya zenginliklerinden aslan payını ABD’nin toplamasına yol açıyordu ise, altının yükselişi de beraberinde kendi sosyal sonuçlarını getiriyor.
Bu kez, küresel mali sermayenin güvenceye alınması için doğanın vahşice yağmasıyla karşı karşıyayız. Vahşi altın madenciliği tarımı yok ediyor, yer altı sularını zehirliyor, ormanları mahvediyor, hayvanları katlediyor, halk sağlığı sorunlarına yol açıyor.