Şahap Eraslan: Savaş artık yalnızca 'bir yerde' değil, her yerde gerçekleşebilir

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Savaş artık ne birkaç saatlik ya da birkaç günlük bir zaman dilimiyle ne de yalnızca belirli bir mekânla sınırlıdır. Eskiden de psikolojik savaş unsurları vardı; örneğin mehter müziği, savaş naraları ya da saldırı sırasında çıkarılan yüksek sesler, düşmanda korku uyandırmaya ve moral üstünlük kurmaya yönelikti. Ancak bunlar daha sınırlı biçimlerde kullanılıyordu.

Bugün ise savaş, yalnızca cephede gerçekleşen bir çatışma olmaktan çıkmıştır; ekonomik, teknolojik, psikolojik ve enformasyonel alanlara yayılmıştır. Etkileme, bağımlı kılma, siber müdahale, düşük yoğunluklu ama sürekli gerilim üretme gibi biçimler, savaşın yeni yüzünü oluşturur. Bu nedenle savaş artık yalnızca “bir yerde” değil, her yerde gerçekleşebilir.

Sadece savaş değil, aynı zamanda savaşın deneyimlenme biçimi de değişmiş. Eskiden savaş, düşmanın görülebildiği, karşı karşıya gelinen bir durumdu. Yani düşmanla bedensel yakınlık kurulabiliyor, yaka paça olunabiliyordu. Kılıçla yapılan cenkte düşmanlar birbirleriyle göz göze gelir, birbirlerinin kanının fışkırışına ve ölüm anındaki çığlıklarına tanıklık ederlerdi. 

Bugün ise mesafe radikal biçimde artmıştır. Bir düğmeye basılarak binlerce kilometre ötede insanlar öldürülebilmektedir. Öldüren ile ölen arasındaki ilişki kopmuştur. Düşman artık görünmezdir. Bu durum, şiddetin etik çerçevesini de aşındırır; çünkü artık karşılaşma yoktur, yalnızca etki vardır. 

Böylece savaşın eski “mertlik” anlatısı da ortadan kalkar. Bir düğmeye basmak, güvenli bir ortamda, bilgisayar başında binlerce insanın ölümüne yol açmak, kahramanlık ve mertlik anlatılarıyla örtüşmez. Bu, daha çok bir savaş oyununu andırır.

 Bu yeni savaş biçimi yalnızca cepheleri değil, hayatın tamamını kapsar ve neredeyse herkesin bir şekilde mağdur hâline gelmesine yol açar.

Şahap Eraslan’ın yazısı