Hukukçu milletvekili Yeneroğlu casusluk davasını yazdı: Sızıntılar AK Parti dönemine ait

DEVA Partisi’nden istifa eden hukukçu İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu, tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da yargılandığı ‘casusluk’ davasıyla ilgili “Sızıntıların tümü İmamoğlu göreve gelmeden önce olmuş. Sızıntıların yapıldığı yıllarda İBB Ak Parti’nin yönetimindeydi” dedi.

Fotoğraf: @CAOIletisim / X

İstanbul 25’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nce 11 Mayıs’ta görülmeye başlanan duruşmada 20’şer yıla kadar hapsi istenen isimler şunlardı:

  • İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu
  • İmamoğlu’nun seçim kampanyası direktörü Necati Özkan
  • Kanalına el konulan TELE1’in eski genel yayın yönetmeni Merdan Yanardağ
  • ‘Casusluk’ suçlamasıyla söz konusu soruşturmadan önce tutuklanan Hüseyin Gün

Mahkeme 13 Nisan’da dört sanığın tutukluluğuna hükmetmiş, davayı 6 Temmuz’a ertelemişti.

Davayı Silivri’den takip ettiğini söyleyen Yeneroğlu, X’ten özetle şunları yazdı:

“İddianamedeki tek sözde delil, 17 adet İBB çalışanının e-posta adresi ve şifresi. Üç kişiyi 20 yıla kadar hapse mahkûm etmek için sunulan ve delil olarak takdim edilen tek veri bu.

Bilirkişi Dr. Öğr. Üyesi İsmail Sinan Tatlıgil’e göre 17 e-posta adresi asıl veritabanından sızdırılmamıştır. Veriler yıllar önce farklı platformlardan internete yayılmış, kamuya açık veri setlerinde zaten mevcut.

Veriler atılı suç tarihinden önce de bir kısmı 11 yıl, biri 18 yıl önce internette herkese açıktı.

Sızıntıların kaynağı İBB değil; başka sitelerin hacklenmesi sonucu ortaya çıkan eski veriler.

İddianamedeki teknik değerlendirmelerin önemli kısmı güvenilir bulunmamış. Yani ortada ‘devlet sırrı’ niteliğinde, gizli kalması gereken bir veri olmadığı yönünde ciddi teknik tespitler var.

‘Sızıntılar AK Parti dönemine ait’

Bilirkişi raporundaki tarihlere bakmak yeterli: 2008, 2016, 2017, Ocak 2019, Şubat 2019. Ekrem İmamoğlu, İBB Başkanlığı’nı 27 Haziran 2019’da devraldı.

Yani sızıntıların tümü İmamoğlu göreve gelmeden önce olmuş. Sızıntıların yapıldığı yıllarda İBB Ak Parti’nin yönetimindeydi. Belediye çalışanlarının e-posta şifreleri 2008-2019 arasında defalarca internete sızmışsa, bunun sorumluluğu kimde? O dönemin İBB yönetiminde mi, yoksa sızıntıdan aylar sonra göreve başlayan yönetimde mi? İddianame, bir önceki yönetimin döneminde gerçekleşen veri güvenliği açıklarını yeni yönetimin ‘casusluğu’ olarak sunuyor.

Kanun ne diyor?

Kanunun lafzı açık: “Devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından, niteliği itibarıyla, gizli kalması gereken bilgileri, siyasal veya askerî casusluk maksadıyla temin eden kimseye onbeş yıldan yirmi yıla kadar hapis cezası verilir.”

Yargıtay’ın içtihadı

Bu suçun oluşması için şu yedi unsurun bir arada bulunmasını şarttır: 1- İlgi gerçek ve doğru olacak. 2- Suç tarihinde gizliliğini kaybetmemiş olacak. 3- Niteliği itibarıyla gizli olacak. 4- Bir çaba sonucu temin edilmiş olacak. 5- Yabancı bir devlet yararına temin edilmiş olacak. 6- Türkiye Cumhuriyeti zararına temin edilmiş olacak. 7- Failde özel ‘casusluk maksadı’ bulunacak. Bir tanesi eksikse fiil casusluk değildir.

Yargıtay içtihadı bakımından değerlendirme

“1- Bilgi gizli mi? HAYIR. 2- Devlet güvenliğine ilişkin mi? HAYIR. 3- Çaba sonucu mu temin edilmiş? HAYIR. 4- Yabancı devlet yararına mı? HAYIR. İddianamede tek bir devletin adı geçmiyor. 5- Türkiye zararına mı? HAYIR. 6- Casusluk maksadı var mı? HAYIR. 7- Lehine casusluk yapılan devletle anlaşma var mı? HAYIR. Yedi unsurdan yedisi de eksik.”

İddiaya göre İmamoğlu ekibi, seçimden 12 gün önce kurulan bu temasla 2019 İstanbul seçimini manipüle etti. Yani bir taraftan devletin seferber edilmiş tüm gücü seçimi kazanamazken, karşı tarafın ‘bir iş insanının ücretsiz sosyal medya analizi ve 17 belediye çalışanının e-postası’yla seçim kazandığı iddia ediliyor ve bunun için en ağır cezalardan olan casusluk suçu zorlanıyor.

Bırakın delili, ortada suç işlendiğine dair bir karine dahi olmaksızın insanlar hakkında 15 yıldan 20 yıla kadar hapis isteniyor. Sanıklardan biri ülkenin en güçlü cumhurbaşkanı adayları arasında, diğeri 65 yaşında 42 yıllık şirketini bu süreçte kapatmak zorunda kalmış bir iletişim danışmanı.

Bir diğeriyse televizyonuna bu dava nedeniyle kayyım atanmış 40 yıllık bir gazeteci. Adalet bunun neresinde duruyor? Bu sorunun cevabını sağduyu sahibi herkes kendi vicdanında verebilir. Ben sadece belgeleri önünüze koydum. Merdan Yanardağ duruşmada bir benzetme yaptı: ‘Yumurtasız omlet yapılabileceğini söylüyorlar. Ben bu iddianameyi yazanları MasterChef’e davet ediyorum.’ Hukukun şakası olmaz ama bu dosya belki de bundan daha iyi özetlenemezdi.

Yumurta yok, omlet var diyorlar; sızıntı yok, casusluk var diyorlar; suç yok, ceza var diyorlar. Elbette bu ülkenin yargısı bir gün kendine dönüp, ‘bunu kim, ne için yazdı?’ diye soracaktır. O gün geldiğinde bu iddianame, Türk yargı tarihinin utançlarından birisi olarak gösterilecektir.

‘Casusluk’ davası | Hüseyin Gün: İmamoğlu’nu ikinci kez görüyorum

‘Casusluk’ soruşturmasında İmamoğlu ve üç isim için 20’şer yıla kadar hapis talebi

Necati Özkan: Hüseyin Gün bende bir dolandırıcı intibası yarattı

Melih Geçek: Hüseyin Gün isimli şahsı tanımıyorum

İmamoğlu: Roma’yı benim yaktığım daha gerçekçidir

Merdan Yanardağ: Hüseyin Gün’den bugüne kadar hiçbir ad altında para almadım