Güldem Atabay: İktidar ekonomik krizin sonuçlarını giderek bireysel ahlak tartışmasına çevirmekte

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Bilal Erdoğan’ın EYT’liler ve emekliler hakkında yaptığı açıklamalar, Türkiye’de iktidarın emeklilik meselesini nasıl okuduğunu göstermesi açısından önemli.

Bilal Erdoğan, 45 yaşında emekli olan insanların “devletten geçinecek maaş beklemesini” eleştirirken Batı ülkelerinde insanların 60-70 yaşına kadar çalıştığını söyledi ve Türkiye’nin temel sorununun “tembellik” olduğunu ima etti. Oldukça problemli bir bakış açısı.

Sorunu da emekliliği bir sosyal güvenlik hakkı olarak değil, bütçe üzerinde yük oluşturan bir maliyet kalemi gibi okuması ve Türkiye’de emeklilerin içine sürüklendiği yoksullaşma sürecini bireysel ahlak tartışmasına indirgemesi.

Toplumun derin sorunu çalışanların emekli olduktan sonra nasıl yaşadığı. AKP’nin yarattığı yüksek enflasyon, özellikle sabit gelirli kesimlerin satın alma gücünde dramatik bir erime yarattı. Emekli aylıkları nominal olarak artsa bile, gıda, kira, enerji ve sağlık harcamalarındaki yükseliş karşısında reel olarak ciddi biçimde geriledi.

Türkiye Emekliler Derneği’nin yayımladığı veriler bu çöküşü çok net biçimde ortaya koyuyor. 2020 başında en düşük işçi emeklisi aylığı açlık sınırının yüzde 95’ini karşılarken bugün bu oran yüzde 60’larda. Bu, yalnızca altı yılda emekli gelirinin reel olarak yaklaşık üçte bir oranında erimesi demek.

İktidar ekonomik krizin sonuçlarını giderek daha fazla bireysel ahlak tartışmasına çevirmekte. Yoksulluk “çok tüketmekle”, işsizlik “iş beğenmemekle”, geçim sıkıntısı ise “çalışmamakla” açıklanmaya çalışılıyor. Şimdi buna bir de “emekliler tembelleşti” anlatısı eklendi… 

Güldem Atabay’ın yazısı