Erdoğan ve Saray rejiminin ekonomide ve iç politikada hedeflerine ulaşmakta zorlandığı, bölgede (Ortadoğu) ise giderek sıkıştığı bir dönemde siyasete ‘Yıldırımhan füzesi’ düştü!
Geçtiğimiz günlerde İstanbul’da düzenlenen SAHA Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarında ‘Milli Savunma Bakanlığı Araştırma ve Geliştirme Merkezi’ tarafından Türkiye’nin ilk kıtalar arası balistik füzesi olarak tanıtılan Yıldırımhan füzesi birçok yönüyle tartışılıyor.
İktidar yanlısı medya organları, Türkiye’nin 6 bin km menzile ulaşabildiği söylenen Yıldırımhan füzesiyle “Küresel güç olma yolunda dev bir adım attığı” propagandasını yapıyor.
Osmanlı Padişahı Yıldırım Bayezid’in tuğrası ve M. Kemal Atatürk’ün imzasının yer aldığı bu füze ile hem Türk-İslamcılar ve hem de seküler milliyetçiler-ulusalcılar aynı “milli gurur” etrafında ‘iç cephe’de birleştirilmek isteniyor.
Peki, iktidar ve medyasının Yıldırımhan füzesi üzerinden yaptığı propaganda ile gerçekler ne kadar örtüşüyor?
Birinci olarak, prototip (Yani tasarımı tamamlanmamış) ve daha denenmemiş olan Yıldırımhan füzesinin alelacele görücüye çıkartılmasının Saray rejiminin politik hesaplarından bağımsız olmadığı açıktır.
Bu hesap ve propagandanın bir boyutunu son dönemde öne çıkan/çıkartılan İsrail ile bölgesel rekabet oluşturuyor. İktidar medyası, bu füze ile “İsrail’e korku saldığımızı” söylemektedir.
Ama ne hikmetse “İsrail’e korku salan” Yıldırımhan’ın sergilendiği fuarda Baykar’ın ortağı İtalyan Leonardo başta olmak üzere İsrail’in silah tedarikçisi emperyalist şirketler de boy gösteriyordu.