Takviye ürünler günümüzde yalnızca bir sağlık meselesi değil, aynı zamanda bir tüketim kültürü unsuru ve giderek bir “yaşam tarzı” göstergesi haline gelmektedir. Bu durum, özellikle çocuk sağlığı söz konusu olduğunda, dikkatle ele alınması gereken bir alan yaratmaktadır.
Takviye ürünlerin yaygın bir şekilde tanıtımı sonucunda sağlıklı beslenme, düzenli yaşam ve temel koruyucu sağlık önlemleri yerine, hızlı ve kolay çözümler sunan ürünlere yönelim artmaktadır.
Bu eğilim hem ailelerin beklentilerini hem de sağlık hizmet sunumunu doğrudan etkilemektedir. Dünya Sağlık Örgütü’nün son yıllarda daha sık kullandığı “sağlığın ticari belirleyicileri” kavramı tam da bu noktada önem kazanıyor.
Sağlığın ticari belirleyicileri, özel sektörün kâr amaçlı faaliyetlerinin toplum sağlığı üzerindeki etkileridir. Bu kavram, şirketlerin pazarlama, lobicilik ve üretim süreçlerinin bireylerin sağlık durumunu nasıl şekillendirdiğini inceler.
Ticari stratejiler, normal yaşam süreçlerini veya beslenme eksikliklerini “tedavi edilmesi gereken bir sorun” gibi sunma eğilimindedir.
Öte yandan firmaların lobi/tanıtım/etkileme faaliyetleri, “kanıta dayalı tıp” ilkesinin yerini “pazarlamaya dayalı tıp” anlayışının almasına neden olabilir. Doktorun, eczacının ya da diğer sağlık mesleği mensuplarının hastasına bir takviyeyi bilimsel bir gereklilikle mi, yoksa firmanın etkisiyle mi önerdiği arasındaki çizgi bulanıklaşabilir.