Zeki Gündüz: Varlık barışları, 'af' mekanizması olmaktan çıkıp 'stratejik bir ikamet ve yatırım modeli'ne dönüşmeli

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Yeni bir varlık barışı düzen­lemesinin gelmekte olduğu kamuoyu ile paylaşıl­dı. Henüz, sadece yurt dışı varlıkları mı kapsayacak, bazı geçmiş düzenlemelerde olduğu gibi yurt içi var­lıkları da kapsayacak mı bilmiyoruz.

Varlık barışı, özünde yurt dışında bulunan para, al­tın, döviz ve menkul kıymetlerin “sorgusuz sualsiz” ekonomiye kazandırılmasıdır.

Türkiye, geçmişte Mali Eylem Görev Gücü (FATF) tarafından “Kara Paranın Aklanması ve Terörün Fi­nansmanı” ile mücadelede stratejik eksiklikleri ol­duğu gerekçesiyle “Gri Liste”ye alınmıştı. 2024’te bu listeden çıkılmış olması, 2026’daki yeni düzenleme­lerin çok daha hassas bir terazide tartılmasını zorun­lu kılıyor.

Varlık barışları, kaynağı belirsiz paranın sisteme “aklanarak” girmesine kapı araladığı gerek­çesiyle FATF tarafından “riskli” kategorisinde görü­lür.

Eğer yeni düzenleme, paranın kaynağını sor­gulayan MASAK kriterlerini tamamen devre dışı bı­rakırsa, Türkiye’nin yeniden “izleme altına” alınması riski doğar. Bu da dış borçlanma maliyetlerinin artma­sı ve yabancı sermaye girişinin zorlaşması demektir.

Varlık barışları artık bir ‘af’ mekanizması olmaktan çıkıp, Türkiye’yi küresel sermaye ve yetenekler için güvenli bir liman haline getirecek ‘stratejik bir ikamet ve yatırım modeline’ dönüşmek zorundadır.

Zeki Gündüz’ün yazısı