Sedat Başkavak: 'Çayda sömürüye son' diyerek birleşmeye ihtiyaç var

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Çay konuşulurken esnafı, üreticisi, işçisi herkes “Çayın sahibi yok” diyor. Esnaf “Şehirde çay fabrikasından başka fabrika yok, ekonomide, esnafın geçimi de çaya bağlı” diyor. Çay üreticisi “Yaş çay alım fiyatı masraflarımızı bile karşılamıyor, kilo başı ödenen destekleme primi ise iki yıldır 2 lira.

Akaryakıt fırladı, gübreye gelen zamlara yetişilmiyor. Yaş çay fiyatı yerinde sayıyor. Savaş her şeyi zamlandırdı” diyor. ÇAYKUR işçisi ise “Çalışıyoruz aldığımız maaş düşük, aynı zamanda çay üreticisiyiz çayın fiyatı düşük, üretiyoruz işliyoruz yine de yüzümüz gülmüyor” diyor.

Sorun şu ki herkes biri çaya sahip çıksın diye bekliyor. Oysaki esnafından işçisine, memurundan balıkçısına herkesin çay üreticisi olduğu Doğu Karadeniz’de çayın sahibi de kendileridir. Fındıklı’dan başlayan, çayına ve asıl olarak emeğine sahip çıkma çabası diğer ilçe ve illerde de karşılık bulmalıdır. Yaş çay maliyeti ve alım fiyatı üretici köylüler ve örgütleri tarafından belirlenmelidir.

ÇAYKUR, kota-kontenjan uygulamasına son vermelidir ve ülke çay üretimi ve pazarlanarak ihracatının artırılması için çalışmalıdır. Özel çay şirketlerinin açıklanan yaş alım fiyatının altında fiyat dayatması yasaklanmalıdır. Çay ithalatı yasaklanmalıdır.

Bu talepler hem ülke çay üretimi hem de çay üreticisinin üretime devam etmesinin koşuludur. Bir sahip aramaya değil, “çayda sömürüye son” diyerek, sahip çıkmak üzere birleşmeye ihtiyaç var.

Sedat Başkavak’ın yazısı