Bağımsız Maden İş Sendikası son dönemde, maden işçilerinin haklarını arama mücadelesinde öne çıkıyor. DGD-Sen ise depo işçilerinin hak mücadelesini veriyor. En son Migros depolarındaki direnişi yürüttüler. Her iki sendikanın da örgütlenme uzmanı olan Başaran Aksu da, Muğla Akbelen’de Esra Işık’ın tutuklanmasını eleştirel bir tiviti bahane edilerek tutuklandı. Suçlama yine “dezenformasyon”dur.
Bütün bu haksız tutuklamalar, bizi, işçi sınıfının en geniş kesiminin maruz bırakıldığı ağır çalışma koşulları üzerine düşünmeye itiyor. Güvencesiz, sendikasız, asgari ücretli çalışma bir salgın hastalık gibi yayılıyor. Tersaneler (sweatshop) işçi sınıfını iliklerine kadar sömürüyor. Mevcut iktidarın uyguladığı sanayi politikası iş saatlerinin uzatılmasına, işçi ücretlerinin düşürülmesine dayanıyor. Taşeronlaştırma yoluyla sendikalar tasfiye edildi. Örgütsüz işçiler ise hiç değilse evine ekmek götürebilmek için en kötü şartlarda çalışmaya mecbur kalıyor.
Oldukça yüksek maaşlar alan sendika bürokrasisi, güvencesiz, taşeron işçileri örgütlemekle uğraşmıyor. Bu iş ciddi bir adanmışlık ve büyük bir emek gerektiriyor. Bağımsız sendikaların kuruluşu, bu boşluğu dolduruyor. Sendikanın kapısından bile giremediği işçi havzalarında, bağımsız sendikalar direnişler örgütlüyor.