Ruhi Uzunhasanoğlu: İnsanlar ülkenin dört yanından haykırıyor, 'Toprağıma, suyuma, havama DOKUNMA!'

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Memleketin çok sayıda ormanından, dağından, ovasından, tarlasından, kıyı ve nehrinden, şehrinden feryatlar yükseliyor. İnsanlar birbirinden ayrı ama ülkenin dört bir yanından haykırıyor: “Toprağıma, suyuma, havama DOKUNMA!”

Sanki yeni bir istila yaşanıyor. Ama bu kez atlılar yok, kılıçlar yok… Bu kez dozerler var, sondaj makineleri var. Dinamitler patlıyor. Dağlar acımasızca deliniyor.

Her yere maden arama ruhsatı veriliyor. Her yere. Şehirler bile maden sahası ilan ediliyor. Ve arama, tarama ruhsatı alan şirketlerin önemli bir kısmı yabancı. Yani çok uluslu tekeller. Yani emperyalistler.
Yabancı şirketler, yerli sermaye ortaklığıyla gizli kapaklı değil, göstere göstere geliyorlar.

Yahu bu güzelim topraklara, ormana, tarım arazisine, dağa, taşa; her fırsatta, rastgele, neredeyse her isteyene plansız maden arama ruhsatı vermek nedir?

“Toprağıma, suyuma, havama dokunma!”

Bu bir slogan değil, bu bir hayatta kalma çağrısıdır.

Tirebolu, Pülümür, Kazdağları, Fatsa, Ünye, Ordu, Varto, Munzur, Akbelen, Salda, Mazıdağı… Liste uzayıp gidiyor.

Sahada, yolda, çadırda, yürüyüşte, mitingde, direnişte olanlar destek bekliyor. Çığlık atıyor.

Ruhi Uzunhasanoğlu’nun yazısı