Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von Der Leyen Hamburg’da Die Zeit gazetesinin 80. yıl etkinliğindeki konuşmasında sarfettiği , “Avrupa Kıtası’nı tamamlamayı başarmalıyız ki, Rus, Türk veya Çin etkisine girmesin” sözleri ilk bakışta diplomatik bir talihsizlik, bir dil sürçmesi gibi görülebilir. Ancak kullanılan dilin altı kazındığında, bunun bir “gaf”tan çok daha fazlası olduğunu söylemek mümkün.
İş demokrasi ve hukukun üstünlüğü, ya da uluslararası etkiye geldiğinde Türkiye AB açısından “sıkıntılı, hatta zehirleyici bir dış güç” olarak görünüyor. Savunma meselesinde ise Türkiye hâlâ Avrupa için “vazgeçilmez ortak” konumunda.
Von Der Leyen’in son açıklamalarında kullandığı dil, Türkiye’yi “olumsuz etki yaratan bir dış aktör” gibi gören ilk seçeneğe daha yakın duruyor.
AB’deki söylem değişikliği, Türkiye’nin “zor ortaktan”, “potansiyel risk” kategorisine kaymaya başladığını gösteriyor. Sahada ise çıkarları Türkiye ile çelişen Yunanistan ya da Kıbrıs Rum Kesimi gibi aktörler, daha agresif adımlarla Ankara’nın tepkilerini test etmeye çalışıyorlar.
Stratejik düzeyde AB’nin işi çok zor. Tüm dışlama eğilimine rağmen, Türkiyesiz bir Avrupa güvenliği ve ekonomik refahı ufukta pek görünmüyor. Türkiye AB’nin içine yuvarlandığı bu yeni tartışmada, ne tamamen dışlanabilir ne de kolayca içeri alınabilir bir aktör olmayı sürdürecek gibi…