Biz saçını örüp tek tip kıyafetle okula giden, ihtiyaçtan fazla kılık kıyafeti/ayakkabısı olmayan, cep telefonu, tablet, bilgisayar oyunları bilmeyen, belki şimdiki çocuklar gibi ‘aşkım, bitanem’ diye büyütülmemiş ama mutlu çocuklardık. Şimdiki çocukların istekleri, ihtiyaçları, aradıkları ve bulamadıkları o kadar çok ki. Beyinleri o kadar farklı çalışıyor ki…
Bizim gibi ‘çocuklar’ değiller. ‘Birey’ olduklarına, özgür olduklarına, istediklerini yapabileceklerine inanıyorlar. Küçüklükten buna inandırılıyorlar. Dolayısıyla da kimse, öğretmenleri dahi müdahale edemiyor yanlışlarına. En ufak bir azarda anne baba okula koşuyor; “Siz benim çocuğuma nasıl bağırırsınız?” diye başlıyorlar, hocaya resmen çullanıyorlar.
Yahu bizim öğretmenlerimiz bizi sıraya dizer, cetvelle parmak uçlarımıza vururdu. Veliler de hocaya tek kelime edemezdi, saygı esastı. Ne yani çok mu travmatik insanlarız biz? Bence şimdiki nesle göre daha normaliz! En azından silahla okul taramadık hiçbirimiz.
Belki de eski eğitim ve terbiye sistemine geçmek gerekiyordur; hem evde, hem okulda. Çocuklara ‘sen bir bireysin’ vurgusu yapmak yerine, ‘sen bir çocuksun, kendi başına karar veremezsin, yerini hududunu bil’ demek gerekiyordur. Kim bilir belki çocuğun da ihtiyacı budur, çocukluğunu bilir hiç değilse. Uzman değilim, bilmiyorum ama yetiştirilen çocukları görüyorum da söylüyorum…