Şule Demirtaş: Asıl mesele Macaristan'daki seçimlerden ziyade modern otoriterliğin sınırları

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Asıl mesele Macaristan’daki seçimlerden ziyade modern otoriterliğin sınırlarını anlamaktır; hangi noktada işler, hangi noktada tökezler? Ve belki daha önemlisi toplumların neye, nereye kadar sabredebileceğini görmektir. Sabır yalnızca ahlaki bir erdem olarak değerlendirilemez, aynı zamanda sosyolojik bir göstergedir. Bir toplumun sabrı, onun siyasal sınırlarını da belirler.

“Benzemiyoruz” cümlesi bu bağlamda güven veren “rahatız, kendimiz güveniyoruz” hissi veren bir ifade gibi durmuyor. Daha çok eşikte durulduğunu hissettiren bir cümleye benziyor ve tüm gösterilen paniğin vasıl olduğu kapı gibi beliriyor.

Zira görüyoruz ki benzerlik iddiası olmasa dahi benzer bir kader ihtimali konuşulabilir hale gelmiştir. Bu ihtimalin yarattığı rahatsızlık zaten inkâr cümlelerinin tonunu sertleştiriyor.

Orbán’ın yenilgisi bu anlamda salt bir seçim sonucu olarak okunamaz. Péter Magyar gibi siyasi geçmişi sınırlı bir figürün dahi bu tablo içinde karşılık bulabilmesi, meselenin muhalefetin gücüyle açıklanamayacağını açıkça gösteren bambaşka bir tablo.

Bu seçimde değişen rakipmiş gibi gözükse de aslında değişen seçmenin mekanizmaya verdiği tepki. Sürekli tekrarlanan itibarsızlaştırma artık ikna etmiyor, medya yönlendirmesi eski gücünü taşımıyor, aynı söylemler tekrarlandıkça güven üretmek yerine bıkkınlık oluşturuyor. İktidarın elindeki araçlar hâlâ tüm gücüyle dursa da artık eskisi gibi çalışmıyor.

Şule Demirtaş’ın yazısı