Toplum bir kez daha karpuz gibi ortadan ikiye bölündü. Sayıları 11 bin olarak ifade edilen, aslında çok daha fazla sayıdaki hobi bahçesindeki yapıların yıkılıp yıkılmaması konusunda ülke yine ikiye bölündü.
Bir tarafta, hobi bahçelerinin hukuka aykırı bir şekilde kaçak olarak tarım arazilerine yapıldığını ve yasaların uygulanarak bu yapıların yıkılmasını isteyenler var. Diğer tarafta, yazlık alacak paraları olmadığını, çocuklarının ayağı toprağa değsin, kendi sebzelerini, meyvelerini üretmek için hobi bahçesi aldıklarını ve bunların yıkılmasına şiddetle karşı çıkanlar var.
Hükümet, hobi bahçelerindeki yapıların yıkılması için yasa, yönetmelik çıkarıyor. Yıkılması bir yana, hobi bahçelerinin sayıları her yıl daha da artıyor. Sorun, her geçen gün daha da büyüyor.
Çiftçi para kazansa tarlasını hobi bahçesine verir mi? Burada kimsenin sormadığı çok önemli bir soru var. Hobi bahçelerinin büyük bölümü verimli tarım arazilerine kuruldu. Bu araziler kimden alındı? Çiftçi neden verimli arazisini hobi bahçesi kuran emlakçılara, kooperatif adı altındaki rantçılara sattı? Neden üretim yapmak yerine tarlasını satıp o alanların ranta dönüşmesine izin verdi?
Bu soruların kısa ve net yanıtı; çiftçi üreterek para kazanamadığı için toprağı elinden çıkardı. Ayrıntısına gelince; artan üretim maliyetleri karşısında ürettiği ürün para etmeyen çiftçi tarlasını elinden çıkarmak zorunda kalıyor. Asıl işin can alıcı yeri burası.
Yani çiftçi ürettiğinden para kazanamadığı için bir emlakçı gelip biraz da yüksek bir fiyat verince çiftçi yıllarca üretim yapacağı toprağını elinden çıkarmak zorunda kalıyor. Yani yıllarca ektiği üründen alacağı paradan daha fazlasına ve geleceği de umutsuz gördüğü için araziyi elinden çıkarıyor. Tarımda yaşanan bu yüksek maliyet düşük fiyat politikası sona ermedikçe daha çok çiftçi arazisini elden çıkarır ve hobi bahçesi veya başka amaçlarla kullanılır.