Halk, Orban tarzı kutuplaştırma siyasetinden ve keyfi yönetimden yaka silkip illallah etmese sandıkta devirmezdi. Ayrımcılığı bitirip toplumu yeniden birleştirme, kurallı yönetime geri dönme vaadine büyük çoğunlukla oy vermezlerdi.
Yalnızca Trumpgiller familyasından Orban’ın ucuz seçim manipülatörluğünün iflası değil gördüğümüz.
Macaristan’da çöken, bir başına buyruk yönetim sistemidir.
Kazanan şu vaatlere bakın; rüzgârın neye karşı, nelerden yana estiğini anlarsınız:
Yolsuzluktan ve yandaşlara ihale peşkeşiyle asalak rantiyecilerden devleti arındırma, yolsuzlukla mücadele bakanlığı kurup çalınanları halka iade etme, atamalarda kayırmacılığa son verip liyakat düzenine geçme, partizan kadroları temizleme, üstünlerin hukuku yerine hukukun üstünlüğünü yeniden tesis etme, KHK gibi OHAL yetkilerini kaldırma, ülkeyi meclisten çıkan kanunlarla yönetme, iktidarın tekelini kırıp medya düzenini özgürleştirme, başbakanlığı iki dönemle sınırlandırma ve AB’yle uyuma dönüş vaatleri…
Yerine seçilen Magyar, halka verdiği sözleri tutar mı, bilemem.
Ama şunu söyleyebilirim: Bu sadece Orban’ın şahsi yenilgisi değil, Trump’ın Avrupa şubesiyle birlikte temsil ettiği siyasi madrabazlık modelinin ve dünyada dayanıştığı aşırı sağcıların da yenilgisidir. Yani evet, bal gibi örnek olur, tam mostralık.