2025 verilerine göre gençlerin yüzde 54’ü yaşamından memnun olduğunu ifade ediyor. Bu oran 2023’e kıyasla artış göstermesine rağmen hâlâ 2017 seviyelerinin belirgin biçimde altında. Daha dikkat çekici olan ise umut göstergesi. Gelecekten umutlu olduğunu söyleyen gençlerin oranı yalnızca yüzde 45.
Bu ikili durum, mevcut koşullarda kısa vadeli bir rahatlama hissi olsa bile uzun vadeli beklentilerin hâlâ çok zayıf olduğunu ortaya koyuyor.
Uykusuzluk, tükenmişlik, mutsuzluk ve kendine güven kaybı gibi belirtiler yaygın. Gençlerin yaklaşık beşte biri son dört haftada sık ya da çok sık uykusuzluk (yüzde 21), bitkinlik (yüzde 20) ve mutsuzluk (yüzde 19) yaşadığını belirtmiş. Benzer biçimde yüzde 19’u sorunlarının üstesinden gelememe hissi yaşadığını, yüzde 18’i ise kendine güven kaybı hissettiğini ifade etmiş.
Bu tablo, ekonomik baskının yalnızca maddi değil, aynı zamanda ruhsal bir yük yarattığını gösteriyor. Ekonomik belirsizlik arttıkça psikolojik dayanıklılık azalıyor; bu da genel iyi olma hâlini aşağı çekiyor ve umutsuzluğu artırıyor.
Gençlerin yalnız olmadıklarını söyleyebiliriz; aileleri ve arkadaşlarıyla bağları güçlü. Ama bu bağlar giderek dar bir çevreye, kendi fiziksel veya dijital mahallelerine sıkışıyor. Kamusal alanla, kültürel üretimle ve ortak hayatla kurulan ilişki zayıf.
Bir bakıma mahallelerinden ve dijital kozalarından çıkamayan gençler tablosuyla karşı karşıyayız. Bu durum, sosyal sermayenin varlığını koruduğunu ancak çeşitlenemediğini gösteriyor. Yani bağlar güçlü ama alan dar.