Geçtiğimiz yüzyılın ortalarında Güneydoğu Asya’nın balta girmemiş ormanlarında patlak veren Vietnam Savaşı insanlık onurunun, doğanın ve toplumsal yapının uğradığı devasa bir yıkımdı. Tüm tarafların kaybettiği, kazananın olmadığı bir Pirus zaferiydi.
Vietnam’dan sağ dönen askerler büyük ölçüde değişmişlerdi. Vietnam modern tıp literatürüne Post-Travmatik Stres Bozukluğu (PTSD) kavramını yerleştirdi.
Vietnam Savaşı demokratik sistemlerde halk ile devlet arasındaki güven bağını kökünden sarstı. Savaşın maliyeti sadece canla değil, devasa ekonomik kaynakların israfıyla da ölçüldü. Milyarlarca doların silahlara harcanması ABD’de eğitim, sağlık ve altyapı yatırımlarının aksamasına neden oldu. Vietnam tarafında ise savaş sonrası toparlanma süreci ekonomik ambargolar ve altyapının tamamen yok edilmesi nedeniyle on yıllarca gecikti.
Vietnam Savaşı sınırlı bir müdahalenin nasıl gittikçe büyüyüp kontrol edilemez bir insani ve ekonomik felakete dönüşebileceğinin en somut örneğidir.
Vietnam Savaşı bir uyarı levhasıdır. Bombayla barış sağlanmaz. Elini veren kolunu kaptırır. Bataklıktan çıkmak zordur, dış yardım gerektirir. Tüm savaşlar birer potansiyel Vietnam’dır. Halkın desteği olmadan savaşlar kazanılamaz. Yerel gerçekleri küçümsemek büyük bedel ödetir. Çevre yıkımı. Toplumsal ve psikolojik çöküş. Ekonomik tahribat. Siyasal kutuplaşma.
Her savaş gibi Vietnam da yıkımıyla değil, bize verdiği derslerle anılmayı hak eder.