Tabii “hoca-öğrenci” ilişkisi müritliğe dönüşürse sorunludur. Bazen bizde de öyle bir bağlantı olduğundan şüphelenenler oluyor. Onlardan birinde bana “Yalçın Küçük’ün çantacısı” bile dediler.
Çanta işini pek bilmiyorum ama bu konuda tekrarla söylemem gereken şudur:
Yalçın Küçük’ün en sağlam eleştirmenleri onun öğrencileridir. Bizler Yalçın Küçük’ü eleştirerek yolumuzu bulduk. Yalnız, yürüyünce, yine Yalçın Küçük’e ulaştık. Hocamızı eleştiriyoruz ama bunu yaparken bağlılığımızı ve sevgimizi koruyoruz. Yalçın Küçük yakın tarihimizde öğrencisi olan tek hocadır. Yürümüş, harekete geçmiş, etrafındakileri de yürümeye ve harekete geçmeye zorlamıştır.
Bu arada bu öğrencilik işi de biraz platoniktir. Bizim öğrenciliğimiz onun devrimciliğine çırak yazılmaktan ibarettir. Çırak yazılmak istediklerim ama fırsat bulamadıklarım var. Doğan Avcıoğlu’na, Hasan Hüseyin’e, Nazım Hikmet’e de yetişmek, “çantacıları” olmak isterdim.
Ayrıca Hoca’nın çantası pek değerliydi, kimseye emanet ettiğini hatırlamıyorum!