Deniz Zeyrek: 'Gazeteci düşmanlığı' o kadar alenileşti ki söyle(ye)miyorlar

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Bir gazetecinin tutuklanmasına karar verildi mi Stalin’in sağ kolu Beria’nın yöntemi devreye giriyor:

“Sen getir adamı, ben (tutuklama) maddeleri(ni) bulurum.”

Yani “Siz alın getirin gazeteciyi, biz tutuklama maddelerini de buluruz.”

Alican Uludağ için bula bula 22 X mesajını toplayıp dosyaladılar.

İsmail Arı için son ana kadar X profilinde ve Google’da kazı yaptılar.

Ancak iki soruşturmada da insanları ikna edecek bir gerekçe üretemediler.

Bir de şöyle bir sorun var:

Tutuklama istisna bir düzenlemedir.

Kuvvetli suç şüphesi varsa, kaçma şüphesi varsa, delillerin karartılması ihtimali varsa tutuklama tedbirine başvurulur.

Gazeteci soruşturmalarına konu edilen suçlarda şüphe olmaz. Zira eylem ya sözdür ya yazı. Söz ve yazı konusunda şüphe varsa zaten gazetecinin lehine bir durumdur.

Gazeteci soruşturmalarında kullanılan maddelerin zaten yatarı yok denecek kadar az. Yatarı dahi olmayan bir suçlama nedeniyle kaçmak, dünyanın en salakça durumu olsa gerek.

Gazeteci soruşturmalarında deliller zaten gazetecilerin sözleri ya da yazılarıdır. Onlar da dosyaya konulmuş oluyor. O halde delil karartma ihtimali de yoktur.

O halde tutuklama tedbirinin amacı nedir?

Anlayacağınız, nereden baksanız tutarsızlık, nereden baksanız hukuka aykırılık.

Bir son not daha:

Eskiden iktidarın savunması “onlar gazeteci değil, terörist” diye özetlenirdi.

Şimdi “gazeteci düşmanlığı” o kadar alenileşti ki onu dahi söyle(ye)miyorlar.

Çünkü bu uygulamalar Türkiye’ye yakışmasa da AK Parti’ye çok yakışıyor.

Deniz Zeyrek’in yazısı