Fikret İlkiz: Düşüncenin dahi cezalandırıldığı bir ortama sürüklenmekteyiz

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Eğer özgür haber dolaşımı sınırlandırılırsa, demokrasiye aykırılıklar hukuk diye, kanun diye ortalığa saçılır. Türkiye bu ortamın tam ortasında durmaktadır. Devlet hakikatin sözcülüğünü yaparken neyin doğru neyin yanlış olduğunu açıklamaktadır. Bu açıklama ayrıca neyin yalan neyin gerçek olduğuna dairdir. Kısaca, hakikatler hakikat midir? Artık hakikat devletin işi olmuştur. Bu amaçla yasalar yapılmış, görkemli binalarda devlet tarafından hakikatler test edilmektedir. Bu amaçlarla yasa yapılıyorsa, “demokratik siyasal yapı” yok demektir. Sınırlandırmalar artık esas olmuştur. Hukuk yoktur.

Böyle bir düzen halkın gerçekleri öğrenmesini engeller. Bilgilenme hakkını sağlamaz. Bu ortamda dahi gazeteciler görevlerini sürdürürler. Ama haberlerinden dolayı gözaltına alınmaları, tutuklanmaları, hapis yatmaları şaşırtıcı değildir. Hatta artık “doğaldır”. Haberleri hakkında engeller kanunidir. Eleştiri, tehlikelidir ve risktir. Bu olgularla çevrelenen toplumda çoğulculuk yoktur, siyasal yapı yoktur ve insanlar çürümenin sancılarıyla “huzursuzluğu” içselleştirmiş olarak yaşamaktadırlar. Görüş edinme hakkı yoktur.

Düşüncenin dahi cezalandırıldığı bir ortama sürüklenmekteyiz.

Yaşamımızın acı gerçeği Güneydoğu sorununun çözümü; insandır.

İnsanları insan olarak görebilmektir.

İlhan Selçuk yazısıyla bitirelim:

“Duymamişem, görmemişem, bilmirem” diyenlerin ülkesinde “okumamişem” diye gerçeklerden habersiz yaşamak, insanlıktan uzak yaşamak gibidir.”

Fikret İlkiz’in yazısı