Ateş İlyas Başsoy: Mentorların destanı yazılmaz ama hiçbir kalıcı destan da mentorsuz yazılmaz

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

AKP kurulunca Ahmet Ertürk, o dönemindeki en kritik pozisyonlardan birine, TMSF’nin başına getirilmişti. Ertürk birkaç yıl içinde Çiller döneminin kaotik finans mirasını çözdü. Doksanların kiri temizlenip işin ucu yeni palazlanan AKP zenginlerine uzanınca Ertürk görevinden alındı. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül onu başdanışmanı yaptı. On yıldır aramadığım cep numarasını aradım, hemen açtı ve adımla hitap edip selamlaştı. Konuyu anlattım ve beni bir kez daha şaşırtarak “Sen yarın o arkadaşları ofisine çağır, ben de geleyim tanışalım” dedi.

Ertesi gün çay içmeye uğramış eski bir dost gibi Cihangir’deki ofisime gelip general çocuklarıyla konuştu. Mağdur gençler dertlerini mükemmel biçimde anlattılar, Ertürk hepsini dikkatle dinledi. Bizim kendi dünyamızda tekrardan sıkıldığımız konulardan Ertürk’ün hiç haberi yoktu. Yankı veya mavra odalarının gelecekte ne felaketlere yol açacağını sanırım ilk kez o gün anladım. Bu buluşmanın etkisi olmuş mudur hiç bilemeyeceğiz ama generallerin tamamı çok kısa bir süre sonra salıverildi.

Mentor, Odysseia’daki en kilit karakterlerden biri olmasına rağmen, Homeros ona hiç odaklanmaz. Gerçek bir mentor ortada görünmez, televizyonlara çıkmaz, rol yapmadığı gibi çalmaz da. Bu mentor karşı mahallenin mentoruysa onu sevmeyiz, onunla aynı fikirde olmayız, hatta onu da bir kümenin içine alıp suçlarız. Mentorların destanı yazılmaz ama hiçbir kalıcı destan da mentorsuz yazılmaz.

Geçmiş adaletsizlikler ile günümüz arasında ne fark var diye düşündüğümde, “Galiba artık bir mentor yok” diyorum. Bugün kim en üst kata çıkıp “Arkadaşım ölçüyü kaçırdık, bu doz bize de zarar veriyor, fazla gaza geldik, bir de şöyle düşünelim” diyecek?

Ateş İlyas Başsoy’un yazısı