İnsanlar artık yalnızca tatil yapmak istemiyor. Artık bir hikâyenin parçası olmak istiyor. Bir zeytinin dalından sofraya yolculuğunu görmek, bir bağda gün doğumuna uyanmak, toprağın kokusunu almak, üreticinin hikâyesini dinlemek, sofraya gelen ürünün nereden geldiğini bilmek istiyor. Ürünü tanımak, anlamak, hissetmek ve hikayesini öğrenmek istiyor.
İşte bu değişim de son yılların en güçlü turizm trendlerinden birini ortaya çıkarıyor; Agroturizm.
Bir zamanlar küçük çiftlik ziyaretleri veya köy pansiyonculuğu olarak görülen bu alan, bugün dünya çapında hızla büyüyen milyarlarca dolarlık bir ekonomik modele dönüşmüş durumda. Agro turizm yalnızca turizm değil; aynı zamanda kırsal kalkınma, gastronomi, sürdürülebilir tarım ve kültürel mirasın ekonomik değere dönüşmesi demektir.
Bu noktada önümüze çok önemli bir soru çıkıyor. Türkiye bu dönüşümü gerçekten fark etti mi?
Klasik turizm modeli artık eskisi kadar cazip değil. Günümüz deneyim ekonomisinin yükselişi dönemi.