Günümüzde çocuğu zorlayıcı haberlerden bütünüyle yalıtmak bugün neredeyse imkânsız. Çocuklar çoğu zaman haberi medya araçlarından değil, evde kulak misafiri oldukları konuşmalardan, arkadaş çevresinden, sosyal platformlardan ya da okul koridorlarından duyuyor.
Hak temelli bir perspektifte çocuk için koruyucu olan, yetişkinin haberin ortaya koyduğu gerçekliği inkâr etmesi değil, anlamlandırmasına eşlik etmesi. Bu yüzden doğru yaklaşım -zor da olsa- sessizlik değil; gelişim düzeyine uygun, dürüst, sakin ve güven veren bir konuşma kurabilmek.
Evde yapılacak ilk şey, çocuğun duyduğu parçalı bilgileri bir araya getirmesine yardım etmek olabilir. Bunun için yetişkinin uzun bir nutuk atması gerekmez; kısa sorular daha etkilidir: “Bununla ilgili ne duydun?”, “Sence ne olmuş?”, “Seni en çok ne korkuttu?”
Çocuk çoğu zaman haberin kendisinden çok, “Bu bizim başımıza da gelir mi?” sorusuyla kaygıya kapılır. Bu noktada hak temelli bir yerden bakacak olursak; yetişkinlerin görevi, gerçeği saklamak değil, gerçeği çocuğun taşıyabileceği bir biçime çevirmek.
Sonuç olarak, yetişkinler olarak asıl meselemiz çocuklara dünyayı kapatmak değil; onların haklarını ve duygularını gözeten bir perspektifle dünyaya açılmalarını sağlamak olmalı.