Para kazandıran, dikkat çeken ve kitlesel olarak kolay üretilen şeyler tercih edilirken binlerce çeşitli muhteşem lezzetli yerli yemeklerimiz, adeta utanılası şekilde iftar menülerinden uzaklaşır oldu
Ramazan iftar programlarında (özellikle restoran, otel, iftar organizasyonları ve bazı resmi/meşhur mekânlarda) neden sıkça “yabancı” veya lüks/fusion yemekler (sushi, steak, avokado salatası, antrikot, deniz mahsulleri, uluslararası tatlılar) servis edildiği sorusu yine sıkça sorulur hale geldi.
Aslında tam bir “yerli yemek yok” durumu yok; geleneksel çorba, pide, kebap, güllaç, baklava gibi unsurlar çoğu menüde mutlaka var. Ama eleştirilen nokta, menülerin göz alıcı, “premium” ve uluslararası unsurlarla zenginleştirilmesi.
Yeni nesil Ramazan sofrası mı? Son 15-20 yılda Türkiye’de orta-üst sınıfın damak tadı değişti. Sushi, İtalyan, Akdeniz, Asya füzyonu restoranlar çoğaldı. Ramazan’da da bu eğilim yansıyor: “Geleneksel + modern” karışımı daha yaygın.