İbrahim Kiras: 'Yerli savunma sanayi mitolojisi'ni gerçeklerle karıştırmamak gerekiyor

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Gördük ki “Tahran’ın sahiplenmediği” İran füzeleri Türkiye toprakları üzerinde NATO savunma sistemleri tarafından etkisiz hale getirildi. Türkiye’nin kendi hava savunma şemsiyesi henüz mevcut değil. Seçim meydanlarında hepimizi heyecanlandıran şeyler söylenmiş olsa da “Türkiye’nin yerli ve milli imkânlarla geliştirdiği” çelik kubbe projesi hâlâ projeden ibaret.

Demek ki her derde deva olmak üzere ürettiğimiz “yerli savunma sanayi mitolojisi”ni gerçeklerle karıştırmamak gerekiyor. Evet, Türkiye son dönemde yerli savunma sanayii alanında ciddi bir mesafe aldı. Bu ümit verici bir gelişme. Ancak bu konuda üretilen mitolojiyle gerçekler arasındaki mesafe bir vesileyle görünür hale geldiğinde hayal ve dolayısıyla ümit kırıcı bir işlevi olabilir.

“Biz ihalarımızla sihalarımızla dünyayı fethederiz” diye konuşanlar ve bunlara inananlar olsa da asıl konuşulması gereken tablo ortada: Ruslardan füze savunma sistemi aldığımız için kurucu ortağı olduğumuz F-35 projesinden çıkarılmamız… “Beşinci nesil” savaş uçakları olan F-35 alamadığımız için “dördüncü nesil” F-16’lardan almak isteyişimiz…

Yine elimizdeki F-16’ların modernizasyonu için de ABD teknolojisine ihtiyaç duymamız… Altay tankının motor ve şanzıman sisteminin Güney Kore yapımı olmasının doğurduğu tartışma… Son olarak, yakınlarda öğrendiğimize göre, “yerli savaş uçağımız” KAAN’ın motorunu Amerikalıların bize vermemesi…

İbrahim Kiras’ın yazısı