Kadınların yönetim kademelerindeki temsili, henüz arzulanan seviyede değildir. 2025 verilerine göre TBMM’de kadın milletvekili oranı %19,9 iken, AB ortalaması %33,6’dır. Kabine düzeyinde ise sadece 1 kadın bakana karşılık 16 erkek bakan bulunmaktadır. Yerel yönetimlerde durum daha da kritiktir; belediye başkanları içinde kadınların oranı sadece %2,2’dir.
Ekonomik kırılganlık, kadınları erkeklere oranla daha fazla etkilemektedir. 2025 yılı verilerine göre kadınların yoksulluk oranı %18,9 iken erkeklerde bu oran %16,7’dir. Eğitim seviyesi düştükçe yoksulluk riski katlanmaktadır; okuryazar olmayan kadınlarda yoksulluk oranı %48,3’e kadar çıkmaktadır.
2025 yılı verileri, Türkiye’nin kadın odaklı politikalarda katetmesi gereken önemli bir mesafe olduğunu göstermektedir. Kadınların eğitim süresindeki artış ve sağlık hizmetlerine erişimdeki başarılar takdir edilesidir. Ancak, ev içi emeğin adaletsiz dağılımı ve istihdamdaki engeller aşılmadığı sürece, Türkiye’nin ekonomik olarak tam potansiyeline ulaşması mümkün görünmemektedir.
Kadınların karar alma mekanizmalarına daha fazla dahil edilmesi ve işgücü piyasasına katılım önündeki yapısal engellerin kaldırılması, sadece bir eşitlik meselesi değil, aynı zamanda bir kalkınma zorunluluğudur.