Hürmüz Boğazı’nın kapalı ya da düzensiz geçişlerin etkili hale gelmesi durumunda, dünya piyasalarına taşınan petrolün beşte birinin vanası da kapanmış olacak. Bu dünya ekonomisi için alarm zillerinin çalması anlamına gelecek. Savaşın ilk haftasında Katar, sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) üretimini durdururken Suudi Arabistan ve Kuveyt’te petrol rafinerileri yandı, Birleşik Arap Emirlikleri’nde ise bir enerji üretim merkezi İran tarafından vuruldu.
Bütün bunlar bir taraftan 55 km genişliğindeki Hürmüz Boğazı’nın dünya petrol ve doğal gaz ticareti bakımından ne kadar önemli olduğunu gösterirken, diğer taraftan ise savaşın herkese çok yakın olduğunu ortaya koyuyor. Hürmüz Boğazı’ndaki her gemi hareketi petrol fiyatlarını, dolayısıyla bir benzin istasyonundaki benzin, dizel ya da doğal gazın fiyatını belirliyor. Petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki dalgalanmanın sadece benzin istasyonlarıyla sınırlı kalmayacağı, ulaşım giderlerinin artması nedeniyle hayatın her alanına ve herkese yansıtıldığı biliniyor.
Gelişmeler, İran’a yönelik savaş ve işgal politikasının, birbiriyle bağlantılı çok sayıda yeni soruna yol açacağı ve bu sorunların yeni toplumsal hareketleri doğurma potansiyelini içinde taşıdığını gösteriyor. Savaşın yıkıcı sonuçlarının savaş bölgesinden çok uzakta görünen halkları da etkilemeye başladığı artan petrol fiyatlarında görüldü. Bu nedenle her yerde savaşa karşı çıkmak her zamankinden çok daha büyük bir önem taşıyor.