Petrol 90 dolarlarda seyrederken bile ÖTV barutu bitmek üzereydi, hele bu tutarın üstüne gelen 10 dolarlık zam kalıcı olur ve fiyat birkaç kaç ay boyunca 100-105 dolar arasında seyrederse Türkiye ekonomisi kaç yerden birden darbe yiyecek, varın düşünün.
En büyük darbe hiç kuşku yok ki enflasyondan gelecek.
Toplumda hiç kimse bu yılki enflasyonun yüzde 20’nin altında kalabileceğini zaten beklemiyordu, şimdi artışın daha yüksek olmasının gerekçesi de oluşuyor.
Eşel mobil sayesinde akaryakıta gelen zam sınırlı tutulabildi. Buna rağmen mart ayında şubata göre girişte de belirttiğim gibi benzine yaklaşık yüzde 4, motorine ise yaklaşık yüzde 12 zam geldi. Bu oranlar çok yüksek. Ama eşel mobil uygulanmasa zam oranları çok daha yukarıda olacaktı. Ne var ki ÖTV tüketildikten sonra yeni önlem alınmadığı takdirde daha yüksek oranlı zamlar kaçınılmaz.
Akaryakıta şimdiye kadar öyle yüklü zamlar geldi ki mart ayında normalin çok ötesinde bir enflasyon beklenmeli.
Mart ayında yüzde 5’in altında kalacak her oran müthiş başarı olur.
Yeri gelmişken hatırlatayım; geçen yılın mart ayındaki TÜFE artışı yüzde 2,46 düzeyindeydi.
Dolayısıyla bu martta geçen yılkini ikiye katlayan bir fiyat artışı hiç mi hiç sürpriz değil. Bunu çok detaylı bir çalışmaya dayanarak söylemiyorum ama fiyatlama davranışlarının daha da bozulması ve gerek gerçek etkisi, gerek bahane etkisi yönüyle fiyatlar üstünde çok belirleyici olan benzin ve motorinin daha şimdiden yüzde 4 ve yüzde 12 zam görmesi mart ayına ilişkin tahminlerin fena halde bozulmasına yol açtı. Gerçi daha ayın üçte biri geride kaldı ve ay sonuna kadar çok olumlu gelişmeler olursa bu kötü gidişat hızla değişir tabii ki ama bu yönde de bir işaret görülmüyor.
Bu yüzden de mart ayı için kendimizi rekor düzeyde bir enflasyona hazırlamakta yarar var. Gerçi hazırlayıp da ne yapacağız, bunu en azından şaşırmamak gerektiği anlamında söylüyorum.