Özgür Orhangazi: Türkiye ekonomisinin dış finansman bağımlılığı, bu tür şokları daha önemli hale getiriyor 

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

İsrail ve ABD’nin İran’a saldırmasıyla başlayan savaşın ekonomi üzerindeki olumsuz etkilerinin öncelikle enerji faturası, finansman ve ticaret kanalları üzerinden gelmesi bekleniyor. Türkiye ekonomisi zaten yüksek enflasyon, zayıflayan sanayi tabanı ve dış kaynak bağımlılığıyla bu şoka kırılgan yakalanmış durumda.

Sorun yalnızca enerji fiyatlarıyla sınırlı değil. Türkiye ekonomisinin dış finansman bağımlılığı, bu tür şokları çok daha önemli hale getiriyor. Küresel risk algısının yükseldiği dönemlerde uluslararası sermaye akımları genellikle Türkiye ve benzeri ekonomilerden uzaklaşır. Özellikle mevcut modelin büyük ölçüde yüksek faiz cazibesiyle gelen kısa vadeli sermaye hareketlerine (carry trade) dayandığı düşünüldüğünde, olası bir “ani duruş” riski çok daha yıkıcı potansiyel taşıyor. Bu noktada faiz politikası belirleyici olacak. Faizlerin yüksek tutulmaya devam edilmesi ile sermaye girişleri sürdürülmeye çalışılabilir; ancak böyle bir tercih, finansman sorunu yaşayan şirketler için durumu giderek daha da zorlaştıracaktır. Yüksek faiz, zayıf iç talep ve artan maliyetlerin birleşimi birçok şirket için oldukça sıkıştırıcı bir zemin yaratabilir.

Savaşın uzaması durumunda dış ticaret kanallarında da ciddi sorunlar ortaya çıkabilir. İhracat pazarlarında yaşanabilecek daralmalar, deniz taşımacılığındaki aksaklıklar ve ithal girdilerin tedarikinde yaşanabilecek sorunlar üretim üzerinde doğrudan etkili olabilir. 

Özgür Orhangazi’nin yazısı