Bugün devletlerin hiçbirinde ve halkların büyük çoğunluğunda o ahlâki sorumluluk olmadığı için çocuklarını çoktan gözden çıkarmış bir dünyada yaşıyoruz.
Bir gözümüzden bombalanan okullarda öldürülen öğrenciler, diğer gözümüzden bir tarikat kıskacında hayatı karartılıp annesiyle birlikte büyük bir ihtimalle öldürülmüş olan minicik bir kız çocuğu için akan yaşların gücü, düzeni değiştirmeye yetmiyor. Çünkü aklımız, başka bir ahlâkın mümkün olabileceğini almıyor ama başka bir ahlâka olan inancı öldürerek işleyen korkunç bir sistemin esiri olmaktan başka çaremiz olmadığına yatıyor.
O yüzden doğru soruları sormuyor, doğru soruları sormadıkça da yanlışın kullanışlı bir parçası olmaktan kurtulamıyoruz.
Bu ülke bugünlere gelmesin diye canını ortaya koyarak sözünü sakınmadan söyleyen, teorik ve pratik tutarlığının nasıl mümkün olabileceğini bizzat kendi tercihleriyle çok etkileyici bir şekilde örnekleyen Aziz Nesin’in hayal etmekle kalmayıp sürdürülebilir bir temelin üzerinde gerçekleştirdiği bir ideale bakıp soru sormaya şuradan başlayabiliriz;
Evet şu an bu ülke ve hatta bu dünya için güzel günler çok uzak gibi görünüyor.