Greenpeace International’ın 24 hakemli bilimsel makaleyi inceleyerek yayımladığı son rapor, rahatsız edici bir tablo çiziyor. Plastik kaplar ve gıda temaslı ambalajlar, özellikle ısıtıldıklarında mikroplastik ve kimyasal katkı maddelerini gıdaya geçirebiliyor. Üstelik bu geçiş, mikrodalgada veya fırında ısıtma sırasında dramatik biçimde artıyor.
Daha çarpıcı olan ise kimyasallar. Plastik üretiminde kullanılan ve bir kısmı “gıda temaslı” ürünlerde de yer alan binlerce kimyasalın önemli bir bölümü insan vücudunda saptanmış durumda. Endokrin bozucular, ftalatlar, bisfenoller, kalıcı organik kirleticiler… Bunların bir kısmı kanser, üreme sağlığı bozuklukları, nörogelişimsel sorunlar ve metabolik hastalıklarla ilişkilendiriliyor. Yani mesele yalnızca bir ambalaj meselesi değil. Bu, görünmeyen bir maruziyet meselesi.
Bugün risk temelli yaklaşımın sınırlarına gelmiş durumdayız. “Güvenli limit” kavramı, tek tek kimyasalları değerlendirirken işe yarayabilir. Ancak gerçek hayatta maruz kaldığımız şey tek bir madde değil; bir kimyasal kokteyli. Düşük dozların birikimli ve birlikte etkisi hâlâ tam olarak bilinmiyor.