Erkan Aydoğanoğlu: Tam bir 'sefalette eşitlenme' süreci yaşanıyor

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Günümüzde sefalet, istisnai bir yoksulluk hali olmaktan çıkarken, ücretli emekçiler ve emekliler için sistematik bir yaşam biçimine dönüştü. Dolayısıyla sefalet koşulları artık toplumun sadece bir bölümünün değil, büyük çoğunluğunun yaşadığı hayatın tam merkezinde yer alan, her geçen gün ağırlaşan bir yük haline gelmiş durumda. 

Yıllardır geçim kriziyle boğuşan ve her geçen yıl bir öncekini arar hale gelen milyonlar açısından tam bir ‘sefalette eşitlenme’ süreci yaşanıyor. Üstelik bu durum asgari ücretliden sanayi işçilerine, kamu emekçilerinden emeklilere kadar uzanan geniş bir kitle için hayatta kalma mücadelesinin en somut ifadesi.  Bugün gelinen noktada, iktidarın son yıllarda ısrarla baskıladığı ücretler ile hükümet ve patronların dayattığı düşük zam oranları, emeğiyle geçinenleri açlık sınırına yakın yoksulluk sınırına uzak bir noktaya sıkıştırmış durumda.

İktidarın ve sermayenin düşük ücret stratejisi, ironik bir şekilde toplumun farklı kesimlerini aynı yoksulluk zemininde birleştiriyor. Eskiden ‘orta sınıf’ olarak görülen kamu emekçileri, ağır sanayinin kalbindeki metal işçileri ve yılların emeğini taşıyan emekliler bugün aynı sefalet koşulları altında eziliyorlar. Günlerdir MESS’in dayatmalarına karşı metal fabrikalarında yükselen “Geçinemiyoruz!” çığlığı, sadece metal işçisinin değil, tüm toplumun ortak sesi haline gelmiş durumda.

Erkan Aydoğanoğlu’nun yazısı