Koray R. Yılmaz: Grönland, formel olarak bağımsız olsa bile fiilen daha güçlü aktörlere bağımlı kalacaktır

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Arktik, uzun süre boyunca “çevresel hassasiyet”, “bilimsel iş birliği” ve “düşük gerilim alanı” bağlamlarında ele alındı. Ancak iklim değişikliğiyle birlikte buzulların çözülmesi, bu bölgeyi ulaşılabilir, ekonomik olarak işletilebilir ve askerî olarak stratejik bir alan hâline getirdi. Bu büyük dönüşümün merkezinde Grönland yer alıyor. 

Bilindiği üzere yeşil dönüşüm, savunma sanayii, yapay zekâ ve yüksek teknoloji üretimi; lityum, kobalt ve nadir toprak elementlerine bağımlı. Çin’in bu alanlardaki küresel hâkimiyeti düşünüldüğünde, ABD Grönland’ı, Çin’e bağımlılığı kıracak potansiyel bir rezerv alanı olarak görüyor.

Bölge yalnızca ABD açısından kritik değildir. Rusya açısından bakıldığında, askerî caydırıcılık ve Kuzey Deniz Rotası üzerindeki fiilî kontrolün Moskova’ya Arktik’te hem güvenlik hem de gelir üretme imkânı sağladığını söylemek mümkündür. Çin ise Arktik’e askerî bir güç olarak değil, ticari ve teknolojik bir aktör olarak yaklaşmakta.

Savunma kapasitesi bulunmayan, ticaret yollarının güvenliğini sağlayamayan ve kaynaklarını tek başına işleyemeyen bir Grönland, formel olarak bağımsız olsa bile fiilen daha güçlü aktörlere bağımlı kalacaktır.

Bu bağlamda en çarpıcı unsur, Prabhad Patnaik’in “ganster emperyalizmi” dediği kavramı destekler şekilde ABD’nin Grönland’a yönelik açık ya da örtük işgal ve doğrudan kontrol söylemidir. Sonuç olarak Grönland merkezli Arktik rekabet, 21. yüzyılın büyük güçler mücadelesinin özünü açığa çıkaran bir dinamik olarak karşımıza çıkmaktadır. 

Koray R. Yılmaz’ın yazısı