Berkay Kemal Önoğlu: Nükleer patlamadan hemen öncesini anlatan distopyalara benziyoruz

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Nükleer silah kullanımının büyük güçler tarafından bu kadar rahat telaffuz edilebilmesi onların zamanla daha “güvenli” hale getirilmiş olmalarından kaynaklanmıyor. Şöyle açıklayalım, “taktik”, “düşük verimli”, “sınırlı etkili” gibi kavramlarla çeşitli ölçeklerde farklı işlevlere yönelen nükleer silah teknolojileri doğdu ve bunlar normalleştirildi. Üzerine hassas güdüm sistemleri, uydu teknolojileri ve simülasyonlarla da bunların sadece askeri hedefleri vurabileceği iddiası kuvvetlendirildi. Fakat unutturulmak istenen gerçek şu: nükleer silahların asıl farkı patlama anında değil sonrasında görülür.

Nükleer silah kullanımı artık pek çok askeri analizde insani bir felaket değil, teknik bir seçenek gibi görülüyor. İnsan hayatı grafiklerin ve olasılık tablolarının içinde görünmez hale geliyor. Zaten bu görünmezlik dilin değişimine de yansıyor. Felaket yerine seçenek… Sanki dil yumuşadıkça gerçek de yumuşarmış gibi. Oysa silah aynı silah, sınır ise dünyanın en ahlaksız adamının ahlakı.

Nükleer patlamadan hemen öncesini anlatan distopyalara ne yazık ki oldukça ürkütücü biçimde benziyoruz. Herkes bir şeylerin yanlış gittiğini biliyor ama hayat akmaya, reklamlar dönmeye, şirketler kazanmaya, felaketler sıradanlaşmaya devam ediyor. Frene basmak lazım, hayatın akışını durdurmak lazım ama nasıl?

Berkay Kemal Önoğlu’nun yazısı