Naki Bakır: Dip­lomanın ücret üzerindeki ayırt edici etkisi zayıflıyor

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

TÜİK verilerine göre 2015 yı­lında tüm çalışanlar ortalama­sında 21.514 TL olan fert başına yıllık iş geliri yüzde 1,773,7 (17,8) katlık nominal artışla 2025’te 403.112 TL’ye çıktı. Buna göre or­talama aylık iş geliri 1.793 liradan 35.593 liraya yükseldi.

On yıllık dönemde yıllık orta­lama iş geliri bir okul bitirme­miş (diploması olmayan) kesim­de yüzde 1.700,6 artışla 183.900 liraya, lise altı (ilkokul, ortaokul, ilköğretim) eğitimli çalışanlar­da yüzde 1.696,1 artışla 290.323 liraya ve lise ve dengi okul me­zunlarında yüzde 1.623,5 artışla 376.932 liraya yükseldi. 2025 iti­barıyla üniversite mezunlarında kişi başına yıllık ortalama iş ge­liri 566.839 liraya ulaşırken, on yıllık artış yüzde 1,528,8’le diğer kesimlere göre çok daha düşük kaldı. 2015 yılında üniversite me­zunları bir okul bitirmemişlere kıyasla 3,4 kat daha yüksek iş ge­liri elde ederken, bu denge izleyen yıllarda aleyhte gelişti.

Bu trend pandemi döneminde daha de be­lirginleşti. Ortalama iş gelirinde üniversiteli/diplomasız denge­si 2022’de 2,8 kata düştü, izleyen yılda bu düzeyi korudu. Ancak son iki yılda yaşanan yükselişle bu denge 2024’te 2,9 ve 2025’te 3,1 kata çıkmakla birlikte on yıl önceki düzeyin altında kalmaya devam etti.

2015-2025 döneminde üniver­site mezunlarının ortalama iş ge­lirinin diğer eğitim düzeylerinde­kilerden lise altı eğitimlilere ora­nı 2,2 kattan 2 katın altına, lise ve dengi okul mezunlarına oranı da 1,6 kattan 1,5 kata düştü. Ancak özellikle 2025’te bu denge üni­versite mezunları lehine bir ölçü­de toparlandı.

Üniversite mezunları ile diğer kesimlerin iş gelir dengesinde 2021-2023 kırılmasında görece yüksek asgari ücret artışlarının etkisi bulunuyor.

Veriler, düşük eğitimli grup­ların gelirlerinin özellikle bazı yıllarda asgari ücretteki yüksek oranlı nominal artışlarla hızla yükseldiğini, buna karşılık üni­versite mezunlarının gelir artı­şının daha sınırlı kaldığını gös­teriyor. Bu durum, gelir farkının mutlak olarak korunmasına rağ­men oransal üstünlüğün aşınma­sı anlamına geliyor. Ekonomist­ler bu tabloyu, üniversite mezunu arzındaki hızlı artışa karşın yük­sek katma değerli işlerin aynı öl­çüde çoğalmamasıyla açıklıyor.

Eğitim seviyesi yükselirken, dip­lomanın ücret üzerindeki ayırt edici etkisi zayıflıyor. Sonuçta üniversite eğitimi, geçmişte ol­duğu gibi gelirde sıçrama sağla­yan bir araç olmaktan uzaklaşı­yor. Uzmanlara göre ortaya çıkan tablo, Türkiye’de orta sınıfın eği­tim yoluyla yeniden üretileme­diğine ve ortalama gelir artışının geniş toplum kesimleri için ger­çek bir refah artışına karşılık gel­mediğine işaret ediyor.

Naki Bakır’ın yazısı