Bugün yeni yılın ilk günü ve önümüzde bazı ‘zorunlu tercihlerin yapılacağı’ 365 gün var. Artık ne ‘Cumhuriyetin 100’üncü yılı’ avuntumuz ne de ekonomiyi getirdiğimiz noktada ilk 10’a gireceğimiz masalı var. Bir bakıma geleceğe dönüşümüz, bugünün gerçekleri üzerinden olacak ve bu da 2026’dır.
Her ne kadar kulağa yabancı gelse de bu yıl pek çok gerçekle yüzleşeceğimiz, kısmi uyanış yaşayacağımız, din siyasetinin, boş söylemlerin, her şeyi kutsala bağlamanın, hayatın gerçeğine ters düştüğünü kavrayacağımız bir yıla girdik. Ben, 2026’ya ‘gerçekle yüzleşme yılı’ demek istiyorum.
Nelerle yüzleşeceğiz?
2025’te “Küçülmeyi yönetin” demiştim. Bu yıl “Hayatta kalmayı deneyin” diyorum. Yandaşa, candaşa aktaracak kaynak kalmadı. Seçim popülizmi bu yılsonunda gelmeden, enflasyonu indirsek iyi olacak.
Kazanım ne olacak?
Konfor çürütür. Çürüttü de… Enflasyon değirmenine her birimiz su taşıyorduk. Şimdi enflasyonla mücadeleye mecbur kalacağız. Kriz değil, çürüme olduğunu idrak edecek ve tedbir alabileceğiz.