Deniz Zeyrek: Sokak tabiriyle iktidar çarşısı da karışmış vaziyette

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

“Salı sallanır” derler ya hep.

Bizim medya camiasında salı sallandı.

Gerekçesi Habertürk TV’nin başındaki Mehmet Akif Ersoy’un “uyuşturucu” iddiasıyla gözaltına alınmasıydı.

Bizim mahallede, iktidarın tabiriyle ‘muhalif medyada’, Mehmet Akif gibi muhafazakâr bir ismin böyle bir iddianın muhatabı olmasına ihtimal verilmediğinden olsa gerek, meslektaşlarımızın ekseriyeti olaya sağduyulu yaklaştı.

Mehmet Akif’i linç etmek yerine, işin aslını astarını öğrenme yolunu seçti. Gelen resmî açıklamalar ve somut verilerden hareket etti.

Mehmet Akif’in lekelenmeme ve masumiyet hakkını savunmaya çalıştı.

Zira artık memlekette bazı operasyonların sorunlu olduğunu hepsi çok iyi biliyordu.

Daha önce de uyuşturucu iddiasıyla gözaltına alınan isimlerin sekizinin temiz çıkması bu yaklaşımın doğruluğunu kanıtlar nitelikteydi.

(…)

Haberlere konu olan uyuşturucu soruşturmasındaki bir ilginç nokta da bazı kritik operasyonların polis bölgesinde olmasına karşın jandarma tarafından yapılması…

Son dönemde yapılan bazı büyük operasyonlarda da benzer manzaralar ortaya çıkmıştı.

Bunun gerekçesi ne olabilir?

Jandarmanın son dönemde İstanbul genelinde uyuşturucuyla mücadeleyi çok iyi bir noktaya getirdiği için ön plana çıktığını duydum ve kendim de böyle olduğunu düşünüyorum.

Ancak iktidara yakın bazı isimler, jandarma faktörünü açıklarken, bazı şüpheliler açısından (iktidardan önemli isimlerle iyi ilişkileri nedeniyle) ‘soruşturmalardan/operasyonlardan önceden haberdar olma’, ‘birilerini araya sokma’ gibi durumların ortaya çıkması riskine dikkat çekiyor.

Jandarmanın bu kapsamda daha bağımsız hareket edebildiği vurgulanıyor.

CHP’yle ilgili olanlar dışında son zamanlarda yapılan büyük operasyonların ortak özelliği ne biliyor musunuz?

Soruşturmaya konu olan herkesin iktidara yakın olması.

  • İktidarın isteğiyle Medya grubu/TV Kanalı satın alan iş insanları/şirketlerin sahipleri de dahil bazı iş insanları,
  • İktidarla yedikleri içtikleri ayrı gitmeyen spor camiasından önemli isimler,
  • İktidarın en önemli aktörlerine bir telefonla ulaşabilen gazeteciler,
  • İktidara yakın avukatlar…

Artık iktidar mahallesinde de ana eksenini ‘farklı güç odaklarının’ oluşturduğu bir hesaplaşma başlamış vaziyette.

Sokak tabiriyle iktidar çarşısı da karışmış vaziyette.

Nereye kadar gider?

Geriye kimler ‘dokunulmaz’ kalır?

Sonuçta hesaplaşmayı kim kazanır?

Hepsini bekleyip göreceğiz.

Deniz Zeyrek’in yazısı