Çoğu kere hafife aldığımız, grip ve diğer solunum yolu virüsleri, akciğerler için başka hastalıklara zemin hazırlayan bir ‘fırtına’ gibi. Bunların ardından gelişen zatürreler ağır tabloya yol açabiliyor. Zatürrenin daha hafif formu, ‘yürüyen zatürre’ gribal enfeksiyonlarla karışabiliyor.

Türk Toraks Derneği Solunum Sistemi Enfeksiyonları Çalışma Grubu’ndan Doç. Dr. Deniz Kızılırmak ile grip sezonunda (ve diğer solunum yolu enfeksiyonları) sıklığı artan zatürreleri konuştuk.
Normalde akciğerlerdeki tüylü yapı (silyalar) ve mukus tabakası, mikropları süpürüp atıyor. Ancak viral enfeksiyonlar solunum yollarının mukozasını bozuyor. Savunma mekanizmasını zayıflatıyor. Silyaları tahrip ediyor ve bağışıklık sistemini geçici olarak düşürüyor.
Grip veya diğer solunum yolları enfeksiyonlarının ardından gelişen zatürrenin (tipik veya atipik-yürüyen zatürre) ağır seyredebileceğini belirten Kızılırmak, “Bu yüzden grip aşıları ve korunma önlemleri çok kıymetli” dedi.
Özellikle 2 yaşın altındaki çocuklar, yaşlılar, kronik hastalığı olanlar, bağışıklık sistemi baskılananlarda viral enfeksiyon sonrası bağışıklık yanıtı zayıflıyor. Kızılırmak bu ortamda bakterilerin (özellikle pnömokok) akciğere yerleşmesinin kolaylaştığını söyledi: “Benzer şekilde, mycoplasma gibi atipik etkenlere bağlı ‘yürüyen zatürre’ tabloları da grip sezonu ve kalabalık iç mekânlarda daha sık görülüyor.”
Ciddiye alınmalı
‘Yürüyen zatürre‘ genellikle hafif klinik tabloyla seyreden zatürreler için kullanılan, tıbbi olmayan bir terim. Tıbbi adı ‘atipik pnömoni’. Zatürrenin yaygın klinik tablosundan farklı seyreden bir hastalık.
Hafif ateş, halsizlik, baş ağrısı, kuru öksürük, boğaz ağrısı, yorgunluk ve kuru öksürük gibi belirtilerle, tipik zatürreden daha farklı seyrediyor. Bu nedenle çoğu hastada gribal enfeksiyonla karışabiliyor. Hastalar geç tanı alabiliyor. Kızılırmak, ‘yürüyen’ denmesinin nedeninin hastanın çoğu zaman kendini çok ağır hasta hissetmemesi, işe gitmeye, okula devam etmeye çalışması olduğunu belirtti. Yani hasta yatak istirahati gerekecek kadar çökmemiş oluyor. Kızılırmak bunun hastalığın önemsiz olduğu anlamına gelmediğini vurguladı: “Tedavi edilmezse özellikle ileri yaştaki hastalar veya altta yatan başka hastalıkları olanlarda daha ciddi sorunlara yol açabilir.”
Yürüyen zatürre, uzayan öksürük, tekrarlayan enfeksiyonlar, iş gücü kaybı, kronik bronşit tablosu gibi sonuçlar doğurabiliyor. Bazı olgularda hastalık ağır seyredebiliyor.
Yurt, kışla, ofis yürüyen bulaşmada uygun ortam
Toplumda görülen zatürrelerin büyük kısmını hâlâ tipik zatürre (pnömoni) etkenleri oluşturuyor. Özellikle streptococcus pneumoniae (pnömokok) erişkinlerdeki zatürrenin en sık etkeni. Ancak son yıllarda, tanı yöntemlerinin gelişmesi ve farkındalığın artmasıyla, atipik etkenlere bağlı ‘yürüyen zatürre‘ olguları daha çok fark edilmeye başlandı.
Pnömokokun yanı sıra, haemophilus influenzae, bazı gram-negatif basiller gibi klasik bakteriler tipik zatürreye yol açıyor. Yürüyen zatürreyi ise mycoplasma, chlamydia pneumoniae, legionella gibi bakteriler, bazı virüsler ve mantarlar yapıyor.
Çocuklar, genç erişkinler, okul, üniversite çağındakilerde lycoplasma ve diğer atipik etkenler daha sık görülüyor. Kapalı ve kalabalık ortamlar (okul, yurt, askeri birlik, ofis) atipik etkenlerin, özellikle mycoplasma’nın yayılması için elverişli yerler. Genel durumu daha iyi, altta yatan ciddi kronik hastalığı olmayan genç erişkinlerde yürüyen zatürre daha sık görülüyor.
İleri yaşta ve kronik hastalığı olanlardaysa tipik zatürre daha sık. Yine tipik zatürrede özellikle yaşlı, KOAH’lı, kalp yetmezliği olan hastalarda hastane yatışı daha sık gerekebiliyor.
Antibiyotik direncine katkı yapmayın
Kendi kendine antibiyotik kullanımı büyük sorun. Hastalananlar hekime danışmadan, komşunun ilacını ya da daha önce bırakılmış antibiyotiği alabiliyor. Kızılırmak, “Bu hem tedaviyi geciktiriyor hem de antibiyotik direncini artırıyor. Mutlaka doktor reçetesine uyulmalı” dedi.
Diğer yandan virüs ve bakteri çok karıştırılıyor. Antibiyotikler bakterilere karşı etkili. Virüslerin sebep olduğu grip gibi hastalıkların tedavisinde yeri yok. Ancak grip virüsü zatürreye zemin hazırlıyor. Her öksürük antibiyotik gerektirmiyor.
İki zatürre tipi arasındaki temel fark tedaviyi de belirliyor. Tipik zatürre de ilk akla gelen tedaviler, beta-laktam grubu antibiyotikler. Gerekirse başka antibiyotikler ekleniyor. Ağır olgularda hastane yatışı, damardan tedavi, oksijen tedavisi hatta yoğun bakım gerekebiliyor.
Yürüyen zatürrede (atipik pnömoni) ise etken çoğu zaman hücre duvarı olmayan organizmalar (mycoplasma gibi) olduğu için, beta-laktamlar grubu antibiyotikler tek başına etkili değil.
Bu belirtilere dikkat
Kızılırmak, bu nedenle hekim görüşü almadan antibiyotik kullanılmaması gerektiğini vurguladı: “Bazı klinik işaretler olduğunda zatürreden şüphelenmek gerekiyor. Örneğin 3–5 günden uzun süren ateş, nefes darlığı, göğüs ağrısı, bozulmuş genel durum, aşırı halsizlik, altta yatan hastalık varlığı varsa gecikmeden hekime başvurulmalı.
Zatürre şüphesi olduğunda aile hekimine veya göğüs hastalıkları hekimine başvurulmalı.
Hastaneye yatış, tamamen hastanın genel durumuna, yaşına, ek hastalıklarına ve solunum yetmezliği varlığına göre değişir.
Yürüyen zatürre olgularının büyük çoğunluğu ayaktan, ağızdan antibiyotik ve belirtilere yönelik tedaviyle takip edilebilir.
Ateşi düşmeyen, solunum yetmezliği gelişen, oksijen satürasyonu düşen, takibi zor olan, yaşlı ve ek hastalıkları olan hastalarda yatış gerekebilir.”
Zatürre ve grip aşıları ölümleri azaltıyor
Zatürrenin aşısı var. Zatürre aşıları (PCV13, PCV15, PPSV23 vb.) özellikle pnömokoka bağlı klasik zatürre ve diğer orta kulak iltihabı gibi pnömokok hastalıklarını önlemede etkili. Mycoplasma veya diğer atipik etkenlere karşıysa koruma sağlamıyor.
Kızılırmak, pnömokok aşısıyla tüm zatürre türlerine karşı bağışıklık elde edilemediğini belirterek, “Ancak pnömokok, özellikle risk gruplarında ağır seyirli zatürrelerin en önemli nedenlerinden biri olduğu için, aşılanmak ölüm ve hastaneye yatış oranlarını ciddi biçimde azaltıyor.
Pnömokok ve grip aşısı olanlarda, bu etkenlere bağlı ağır zatürre riski daha düşük. Ancak atipik etkenlere karşı özel bir aşı olmadığı için yürüyen zatürreye yakalanabilmek mümkün.
Sigara ve hava kirliliği ise solunum yollarını zedeleyerek, genel olarak her türlü enfeksiyona zemin hazırlıyor. Hangi etkenle karşılaştıysak o baskın hale geliyor.”
Öte yandan 2 yaşın altındaki çocuklar, 65 yaşın üzerindekiler, kronik akciğer ve kalp, bağışıklık sistemi hastalığı olanlar (astım, KOAH, bronşektazi vb.), sigara içenler, diyabet hastaları, yurt, kışla ve bakımevi gibi kalabalık ortamlarda yaşayanlar, hava kirliliğine maruz kalanlar ve beslenme bozukluğu olanlar zatürre açısından risk altında.
İşte koruyucu önlemler
Aşağıdaki önlemler zatürreden koruyor:
*Grip aşısı her yıl, özellikle risk gruplarında yer alanlar için önemli.
*Pnömokok aşıları (PCV, PPSV): 65 yaş üzeri ve kronik hastalığı olan erişkinlerde, ayrıca riskli çocuk gruplarında zatürre riskini ve ağır seyir olasılığını azaltıyor.
*RSV ve diğer aşılar, rehberlere göre uygun gruba uygulanmalı.
*Kalabalık ve kapalı alanlardan sonra ellerin yıkanması, alkol bazlı el antiseptiği kullanmak,
*Öksürür, aksırırken ağız-burun kapatılması, tek kullanımlık mendil kullanmak,
*Grip olanlarla yakın ve uzun süreli temastan mümkün olduğunca kaçınmak,
*Havalandırması iyi olmayan kapalı alanlarda uzun süre bulunmamak,
*Sigara içmekten kaçınmak (zatürre riski ve ağır seyrini azaltan en önemli faktörlerden),
*Düzenli ve yeterli uyku, dengeli beslenme, fiziksel aktivite ile bağışıklığı desteklemek,
*KOAH, kalp yetmezliği, diyabet gibi kronik hastalıkları düzenli takip ve tedavi etmek.